jGDX. Halvetiyiz biz erenler Nişansızlık nişanımız Soyumuz İbrâhim soyu Muhammed pirimiz bizim Ey aşıklar ey garipler Bu diyar hangi diyar Kerbeladir gam yüklüdür Kan gölüdür bu diyar Cemal yolu bulunur Allahı zikretmekle Resulullah bilinir Daim tevhit etmekle Aşık olan söz eylemez Aslına yalan söylemez Söz veripte geri dönmez Muhammede bak ibret al Söyledin özünde ara kendini Özünde gizlidir senin Muhammed Sözünde anlattın bize tevhidi Özünde gizlidir senin Muhammed Açılınca güller dalda Bülbüller ötüyor onda Hasan Hüseyinim gonca Kokulmuyor Muhammedsiz Cemalini seyredince Resulullah kim bilince Ehlibeyit söylenince Yanıyorum cemaline Güzel aşık cevrimizi Çekemezsin demedim mi Bu bir rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi Gel aşıklar gel arifler Gel Muhammedi bulalım Ey dost yolunda sadıklar Gel Muhammedi bulalım Previous Next Rüyada Gökten At Düşmesi Görmek Rüyada gökten at düşmesi görmek yeni ve daha dinamik bir hayat tarzını benimseyerek evini ve yaşadığı şehri değiştireceğine ve yeni bir iş bulup orada çalışacağına, işlerin yakın zaman içinde yoluna gireceğine, yaptığı bu şeylerin başarılı olması sayesinde çok büyük kazançlar elde edeceğine, samimiyetin ve ilişkinin daha da kuvvetleneceğine, aydınlık bir geleceğe sahip olacağına, kötü günlerin bir daha yaşanmayacağına, insanların yolunu aydınlatacağına, tabir olur. Ayrıca rüyada gökten at düşmesi görmek sürpriz, eşler arasındaki mutluluğun katbekat artacağına, beklenen kötü bir sürprize rağmen yola çıkılacağına, işlerin bu yüzden epey aksayacağına, tarafsızmış gibi görünen bir kişi yüzünden sahip olunan saygınlığın yitirileceğine, hasta ve zor geçireceğine, yorumlanır. yaşayacağınız maddi sıkıntıları hemen atlatacağınıza tabir edilir. alınan borçların ve çekilen kredilerin kısa sürede ödeneceğine delalet eder. yaptığı işle ilgili olarak birçok kişi yetiştireceğine alamet eder. birikimlerini işine yatırarak daha da zengin biri olacağına yorulur. Dini olarak rüyada gökten at düşmesi görmek tabiri Dini olarak rüyada gökten at düşmesi görmek ortaya koyacağı projeler sayesinde atacağı adımların günden güne daha büyük değer kazanacağına, elde edeceği hayırlı fırsatlar sayesinde rahata kavuşacağına, bir anda yükseleceğine, endişelerin yerini mutluluğun alacağına, kendisinin ve ailesinin her zaman güven içinde olacağına, küs arkadaşların barışacağına, içini açmaya karar vereceğine ve bunun için karşısına güzel olanaklar çıkacağına, hatalarından erken döneceğine, delalet eder. Psikolojik olarak rüyada gökten at düşmesi görmek yorumu Psikolojik olarak rüyada gökten at düşmesi görmek günden güne daha büyük başarılar kazanacağına, kudret ve destek olacağına, yoklukların, sevilen kişilere maddi ve manevi açıdan destek olunacağına, hayallerini gerçekleştirmek için eşsiz, sevdiği kişilere yardım edeceğine, zenginlik içinde olacağına, KONULARDA RÜYA TABİRLERİ ESERLERİMİZ SON EKLENENLER GÜNÜN AYETİ Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.BAKARA- 153 ÖZLÜ SÖZLER Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir. Adem "ben hata yaptım beni bağışla " dedi, İblis ise" beni sen azdırdın" dedi ya sen!... sen ne diyorsun? Edep, söz dinlemek ve gönle sahip olmaktır. Güzelliğin zekatı iffet ve edeptir. Hz. Ali Zeynel Abidin oğlu Muhammed Bakır'a "Ey oğul, fasıklarla cimrilerle yalancılarla sıla-i rahimi terk edenlerle arkadaşlık etme." diye buyurmuştur. Kemalatın bir ölçüsü de halden şikayet etmemektir. En güzel keramet gönlü masivadan arındırmaktır. Alem-i Berzah insanın kendisidir. Zahir ve batının karşılığı aşk-ı sübhandır. Mutaşabih ayetler ledünidir. Ölüm ve cehennem korkusu Hak'ka dost olmayanlar içindir. Şartlanmalardan ve önyargılardan arınmadan kimse masum olamaz. Uzlaşmak için bahane arayan düşman zıtlaşmak için bahane arayan dosttan daha iyidir. Baki hakikatler fani merkezli inşa edilemez. Her zorluğun çözümü sevgidir. Allah var gayrı yok sevgi var dert yok. Allah de ötesini bırak. Sorunları erteleyen ve örten değil çözüm üretip sorunları çözen olmalıyız. Kişinin irfanı kemalatı nispetinde şeytanı da nefsinin şiddetinde olur. Kötü huylardan kurtulmanın en keskin yolu ilahi aşka yanmaktır. Mücevherden sarraf olan anlar, başkası bilemez. Ne fark eder kör için elmas da bir, cam da bir. Eğer sana bakan kör ise sakın sen kendini cam sanma.Mevlana Kendini oldum ve doğru zannedenler kendileri gibi düşünmeyenlerden rahatsız olurlar. Eflatun'a dediler ki "Ne kadar çok çalışıyorsun". O da dedi ki "hayır ben sevdiğim işi yapıyorum" Allah kuluna sevdirdiği her işi kuluna kolaylaştırır. Kurtuluş hidayete tabi olanlar içindir. Selam olsun hidayete tabi olanlara. Tevhid-i Ef-al meratibi ihvanın kendi gerçeğine seyir haritasıdır. Kişi ilk önce kendisinin arifi olacak ki Rabbinin arifi olabilsin. İnanmak başka şey, teslim ve tabii olmak başka şeydir. Kalıcı dostluklar edinin. İhvan gibi yaşa, gerisine karışma. Mutlu insan başkalarının mutluluğu için yaşayandır. İslam dini istişare esaslıdır. Allah için affet, Allah için paylaş. İhvanlığını işine göre değil, işini ihvanlığına göre ayarlayacaksın. Kul, iradesini Allah’a teslim edendir. Hakk'ı hatırladığımız unuttuğumuzdan fazla olsun. "Olacağım" diyene engel yok, "olmayacağım" diyene bahane çok. Ben merkezli değil, biz merkezli olun. Dervişçe yaşamak, tevhitçe yaşamaktır. Yaptığınızı azimle yapın, hırs ile yapmayın. Kullukta devamlılık esastır. Önce emin insan olmalıyız. Derviş, halinden belli olmalıdır. Beşeriyet kemalâtın hammaddesidir. Mükemmeliyet istikamette daim olmaktır. İnsanın cismi arza, ruhaniyeti semaya mensuptur. Yaradılış farziyetimiz hakkı bilmektir. Hakk'ı tanımanın ön şartı Resulûllah’ı tanımaktır. İnsanın sırrında Allah’ın sonsuzluğu vardır. Kulluğa bahane yok değer üreteceksiniz. Şikayet, Mevla’ya hürmetsizliktir. Kulluk adına yapmadıklarımıza hiçbir bahane geçerli olmayacak. Bu âleme kavga için gelmedik. Telkin öncelikle bizim nefsimize olmalıdır. İnsan, Allah’ın sırrı Allah da insanın sırrıdır. Varlığımızın sebebi zuhuru, Cenab-ı Resulûllah’tır. Kullukta teslimiyet “Rağmen” olmalıdır. Kazası olmayan tek şey hayatımızdır. Sevgi dışındaki bütün hallerde zorluk vardır. Nefsinde mevsimi hazan olanın, gönül mevsimi bahar, Ahireti bayram olur. Hayat yaşamak, yaşamaksa sevmektir. En güzel keramet istikamet üzere olmaktır. Kişinin Rabbini tanıması için kendini tanıması lazım. Hakk’ı ancak Mirat-ı Muhammet’ten görebiliriz. İnsanı Hakk’ta sonsuzlaştıran ve yaşatan, sevgidir. Sevgi bütün yaratılanların varoluş mayasıdır. Sevgisiz olan her mekân ve mahâl mundardır. Sevgi Allah için yanmak ve olmaktır. Allah’ın ve Resulullah’ın sevgisi ile yanmayan gönül hamdır, ahlâttır. Hakikat ehlinin sermayesi aşk-ı sübhandır. Talepte kararlılık, kararlılıkta da sabır esastır. Sabır, sadrın genişliği kadardır. Sadır genişliği ise; kabulümüz, sevgimiz kadardır. Kamil insan demek;Bütün duygularda,düşüncede ruhta olgunlaşmış insan demektir., Dervişân, Mürşidinin eşiğinde sadık olduğu sürece, farkında olsa da olmasa da tekamül halindedir. Kim ki Allah’ı ciddiye almaz ise; Allah o kimseyi ciddiye almaz. Hakkı görmeyen gözler amadır. Gayret olmadan kişinin ulaşacağı hiçbir âliyet olamaz. Kendi gerçeğimize yol bulmak için arz üzerinde var olan bütün mevcudiyetten istifade edeceğiz. Bu fırsat âleminin bir tekrarı daha yoktur. Hiçbir oluşum kendi halinde, kendi başına müstakil değildir. İhvan isek bir iddianın sahibiyiz demektir. İhvanın kemâlâtı, olgunluğu, karşılaşmış olduğu olumsuz tecellilere verdiği tepkilerle ölçülür. Kişi muhatabı ve müdahili olmadığı hiçbir meselenin şahidi olamaz. Herkes kazanımlarını kayıplarını tespit etsin ki şuurlu bir hayat yaşayabilsin. Birebir uyarılar insanı daha çok uyandırır. Bütün canlılara dostça yakın olmalıyız. Tekâmül için her anı yeniden yaşamak , her anın yeniden talibi olmak zorundayız. Gayret etmeyen kişiden Kâmil insan olmaz. Ehl-i talip bu Kâinatın özelidir, özetidir. Kul, hizmeti kadardır. Kul, sevgisi kadardır, Kul hoş görebildiği kadardır. Kul feragat edebildiği kadardır. Kul paylaşabildiği kadardır. Ehl-i ihvan’ın sevgisi Rabbi’nin sevgisi, meşguliyeti Rabbi’nin meşguliyeti olmalıdır. Her an Rabbi ile meşgul olanın, muhatabı Rabbi olur. Güzel bakmalı, güzel konuşmalı, güzel dinlemeliyiz. Hayırları geciktirdiğimiz zaman şerre dönüşür. Şerleri geciktirdiğimiz zaman hayra dönüşür. İhvanın irşad olmasının ön şartı teslimiyattır. İlmen yâkinlik; bilmek ve kabul etmektir. İhvan telkin edileni yaşadıktan sonra Hakkel yâkina ulaşır. Kul, Rabbini ne kadar ciddiye alırsa, Rabbi’de onu o kadar ciddiye alır. Rahman’ın sevgilisi olmak gönlü cenab-ı Resulullah’a yönetmek ve tabi olmakla orantılıdır. İhvan, kendi özünde kâmil duruşa ulaşırsa, onda bir değil de nice esmanın açılımı, nice sıfatın inkişaf ve izhariyeti yaşanacaktır. Dünkü gibi konuşan, dünkü gibi anlayan, dünkü gibi yaşayanın anı ve akibeti hüsrandır. Ehli gönül olan, ,Resulullah’a ve Ehli Beyt’egönül veren Ehl-i İhvan’ın seyr-i sülüğü nefis merkezli akıl ile değil gönül merkezli akıl iledir. İhvan, hayırda ve şerde damlayı derya mesafesinde görecek kadar Rabbini önemseyen olmalıdır. Hakka vuslat, ancak aşk- sübhân ile olur. Aşığın, sevgisinin sancısıyla uykularının kaçması lazım ki, orada aşktan söz edilebilsin. Hayatla zıtlaşan değil hayatla uzlaşan olmalıyız. Eğer kişi yarışacaksa hayırda yarışsın selâmda, yarışsın, paylaşmada hoş görüde affetmede yarışsın. Kişi tercihinin neticesini yaşar. İnsan, sevebildiği kadar, değer üretebildiği kadar insandır. İhvan, arif olmalı ve gönlünü bütün olumsuzluklardan arındırmalıdır. Herkes yaptıklarının neticesini yaşayacak. Biz kulluğumuzu her gün yeniden yenilemeliyiz. Üstünlük ancak takva ile sevgi iledir. Allah hiçbir zaman abes ile iştigal etmez. Her işte bizim için hikmet ve hayır vardır. Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır. Herkesin şeytanı, Cebrail’i, Mikail’i, İsrafil’i ve Azrail’i kendisiyle beraberdir. Ehl-i ihvan demek arif olan, Hakk'a eren demektir. Sevginin tezahürü ibadettir. Eğer inanıyor, iman ediyor, seviyorsanız, yap denileni yapacak ve aksatmayacaksınız. Sevenin ne gecesi ne gündüzü ne yorgunluğu ne bahanesi ne de mazereti olur. Karşılaştığımız zorlukların tamamı tekâmül için ikrarımızı ispat içindir. Bu âlem teşbih, tespit, tenzih, takdis ve şahadet âlemidir. İnsanın Hak katında kadri, kıymeti sevgisi kadardır. İnsan, yaşadığı zorluklar aşabildiği engeller kadar insandır. Hiç zorluk, acı çekmeden, uğraş ve çaba sarf etmeden kimsenin başarıya ulaştığı görülmemiştir. Hepimiz Allah’ın Resulûllah’ın ve Ehlibeyt’in aşkından muhabbetinden istifade edip Hakk’ta bakileşebilecek yetilere sahibiz. İnsan, asliyeti kendisine unutturulmuş varlıktır. Müsemmâ ehli olan için, isimler değişşe de asliyet değişmez. Hiçbir güzelliği kendimize mal etmeden, bütün güzellikleri Rabbimizden bilmeliyiz. Herkesin imtihanı iddiası kadar olur. Yani iddiası büyük olanın, imtihanı da büyük olur. Kâinat, insan için, insana hizmet için halk edilmiştir. Hayatın tamamı, kulluğun ve dostluğun talimidir. Kişi bilgisinde değil yaşantısında kâmil insan olur. Bizim yaşadıklarımız; tercihlerimizin, taleplerimizin ve dualarımızın neticesidir. Mezheplerin farklı olması, dünya iklimlerinin, ırkların ve kültürlerin farklı olmasındandır. İrfan mekteplerinin temelde aynı, detaylarda farklı farklı olması insanların, meşreplerinin farklı farklı olmasındandır. Kimi takva ile kimi zikrullah ile, kimi hizmet ile, kimi de ibadet ile Hak rızasına ulaşmak ve kâmil insan olmak arzusundadır. Din adına zıtlaşmalar, taraflaşmalar ve tefrikalar çıkarmak Rahman’ın ve Kuran’ın reddettiği duruşlardır. Elin eksiğiyle uğraşan, kendi eksiğini hiçbir zaman göremez. Biz bu âleme eksik tespit zabıtalığına gönderilmedik. Âşık; mâşûkunu hususiyetle geceleyin, en çok yalnızlık halindeyken düşünür. Geceleri ve seher vakti çok özeldir. Dostluğun ilk şartı sevmektir. Fakat çıkarsız beklentisiz sevmektir. Dost olmak, dostun her türlü yüküne katlanmaktır. Bizim için yaşamak bir gündür, o da bugündür. Kulluk adına yapmamız gereken ne varsa sabırla ve ihlâsla yapmalıyız. Hak katında gıdalanmanın birinci esası, âdab-ı Muhammediye ve hakıkati Mahmudiye ile kıyam durmaktır. Biz eyvallah tacını, sensin’ tacını başımızdan, hiçlik hırkasını da eğnimizden hiçbir zaman çıkartmayacağız. Bir damlanın hiçliğe ulaşması, onun deryaya düşmesiyle olur. Bize ulaşan her tecellinin, Mevlâ'dan olduğunun bilincinde olalım ve rıza gösterelim. Sakın tecellilerden kahreden, kederlenen olmayalım. Tecellilerden şikayetçi olmak, kulun Rabbine olan saygısızlığıdır. İhvan, hangi tecelli içinde olursa olsun, mutlaka güzel düşünmeli ve güzel değerlendirmelidir. Edep ve âdap dışında nefes almayalım. Biz, Cenâb-ı Resûlullah’ın vitrini olmalıyız. Bütün nimetler ve âliyetler, gayret ve hizmet iledir. Biz hangi hali yaşıyorsak bizim için hayırdır ve hikmetlidir. Hikmete tabi olanlar hikmet ehli olurlar. "Senin için Ya Rabbi" zevkiyle hayatı yaşayalım. Huzur, ancak tevhid ile aşk ile sevgi ile Allah’a ve Resûlun’e yönelmek iledir. Güzel ahlâk ve sevgi insanlığın omurgasıdır. Her gününü son gün, her namazını son namaz, her muhabbetini son muhabbet gibi kabul eden kişinin yaşantısı Ehl-i ihvanca olur. Büyük laf etmemeye sahibi olalım. Ehl-i Beyt olmak, hem nesebi hem de mezhebidir. Ehl-i Beyt, Kur’an’ın ete kemiğe bürünmüş halidir. Yaptığımız her şey kulluğumuzu ispat edercesine olmalıdır. Halkı memnun etmek için Hakk'ı incitmeyelim. Kemalat, hissedilen ilk nefesten son nefese kadar sadece Allah ve Resûl’u için say ve gayret etmektir. Tevhid-i Ef-al hakikatin zübdesi, tevhidin nüvesidir. Kullukta edebi olmayanın Hak’ta izzet bulması mümkün olamaz. Hikmetleri seyretmenin tek şartı, tecellilere karşı sabırlı olmaktır. Kişi yaşamış olduğu imtihanları aşabildiği kadar tekâmül etmiş olur. Aslında bize zor gelen tecelliler, bizim için ikramdır. Kulluğun esasında yap denileni yapıp sonucuna da razı olmak vardır. Bütün kâinat, kişinin kendi hakikatine misaldir. Öncelediğimiz Allah ve Resûl’u olmalı. Ertelediğimiz ise nefsimizin arzu ve istekleri olmalıdır.. Dervişi tekâmül ettirecek olan iştiyakı, kendine olan telkini, ve gayretindeki kararlılığıdır. Her günü yaşamak, her günü diğer günden farklı bir alana taşımak için biz bugünün talebesiyiz. Hatasını kabul edip hatasından dönen kul hayırlı kuldur. Hedefi olmayanın istikameti de olmaz. İhvan ne dünle ne de yarınla zaman kaybedecek sadece anını ve gününü değerlendirecek. İhvanlık, halde örnek olmaktır. Aile yaşantımızla, tecellilere olan tepkilerimizle, kişilerle olan ünsiyetimizle, her halimizle hele hele de ibadete olan düşkünlüğümüzle fark edilmeliyiz. Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, Hak katında şerefli olamaz. İbadet etmenin hoşnutluğunu yaşarken bu hoşnutluğu, ibadet etmeyenlere karşı bir üstünlük saymadan fail Allah'tır zevkiyle yaşamalıyız. Kıyas, şeytani sıfatlardandır. Karşımızda gördüğümüz eksikliği önce kendimizde tetkik etmeliyiz. Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrine mürşitsiz yol bulamaz. Baki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak Hak’ta ölüp Hak’ta dirilmektir. Hayata ders veren değil de hayattan ders alan talip olmalıyız. Anlayan ve öğrenen olmalıyız. Anladığını genişleten, hayatına uyarlayan olmalıyız. Tasavvuf önce şeriat-ı Muhammediye ile hakikat-ı Mahmûdiye ile hikmetler talim edilir. Bir meselenin görevlisi olmak ayrı şeydir, gönüllüsü olmak ayrı şeydir. Ehl-i ihvanla konuşularak halledilmeyecek hiçbir mesele olmamalıdır. Hak dostları bir araya geldikleri zaman bakışmaları bile muhabbettir. İhvanlığın dört ana esası vardır; ihlas, şecaat, cesaret ve cömertliktir. Hayatın tamamında, her adımda, her bir nefeste; bir tuzak, bir imtihan vardır. Gönül, Rahman ile coşarsa; kişi karşılaştığı her türlü tecelliye sabır ve tefekkür ile mukavemet gösterir. İhvan, ne Dünya ne de ahiret beklentisi olmaksızın kulluğunu fi-sebilillah yaşamalıdır. Kur’ân'ı öğrenmeye, okumaya, okutmaya, anlamaya ve yaşamaya çalışalım. İslam, yap denileni yapmak; yapma denilenden uzak durmaktır. Kulluğunu yarına erteleyenin Allah sevgisi yeterli değildir. Tekâmül etmek için sürekli gayret halinde olmalıyız. İnsana olan sevgisizlik Allah’a olan sevgisizliktir. Allah’a vuslat ancak Aşk-ı sübhan ile olur. Hak’ta bâki olabilmek için kayıtsız şartsız teslim olmalıyız. Dilimizde zikrullah ile gönlümüzde her daim muhabbetullah ile inşa olmaya çalışmalıyız. Şeriatın ihlâl olduğu yerde hakikat olmaz. Her türlü tecelliden istifade edecek kadar arif,hiçbir zorluktan yılmayacak kadar da dirayetli olalım. Arif olan baktığı her zerreden, karşılaştığı her tecelliden kendisine istikamet arar. Ehl-i ihvan hatasında ve günahında ısrar etmeyen ve tövbesinde aceleci davranandır. Âşık maşukundan gelen cefalardan haz duymazsa gerçek aşık olamaz. Kendisindeki gayrilikten arınan insan için dışarıda ve içeride gayri olan hiçbir şey kalmaz. Kişinin samimiyeti, sadakati ve sevgisi ona istikamet verir. Bizden istenilen öncelikle safiyet, samimiyet ve sadakattir. Ehl-i ihvan öyle bir kristalize olacak, safiyet kazanacak, kendi benliğinden öyle bir sıyrılıp latifleşecek, şeffaflaşacak, kendine ait bir renk zan düşünce ve duygu kalmayacak ki Allah’ın boyasıyla boyansın yani Resûlullah’ın haliyle hallenmiş olsun. Gayret, kulluğun esasıdır. Biz bildiklerimizle amel edelim. Bilmediklerimiz, bize bildirilecektir. Her Ehl-i ihvan bulunduğu cemiyette fark edilmelidir. Bizim sabrımıza, bize kötülük yapanların şahitlik etmesi lazım. Asli maksadımız, nefsimizi ve Rabbimizi tanımaktır. Gayret etmeyen kişiden kâmil insan olmaz. İhvan, kendi hakikatine seyri sülük ederken hem dünyasını hem de ukbâsını saadete erdirmiş olur. Muhabbetimiz Resûlullah’ın ve Ehl-i Beyt’in muhabbeti, davamız Hak davası olsun. Eğer insan Rahman’ın aynası olacaksa yansıtıcılığının çok net,arı ve duru olması lazımdır. Eğer bir olumsuzlukla, zorlukla karşılaşıyorsak, bu bizim olumsuzluluğumuzdandır. Arz ve semada her ne olursa insan ile ilişkilidir. Sözümüzün ilk müşterisi kendi kulağımız olmalıdır. İslâm şahitlik ile başlar, şuhut ile yaşanır. Ve yine şahitlik ile kemal bulur. Hangi başarı vardır ki uğraşsız gayretsiz ve gönülsüz zuhura gelsin. Aşığın ölümü Hakk’ta vuslat, sonsuzluğa uyanmak ve sonsuzluğu yaşamak olur. Artık etrafımızla ve kendimizle olan kavgamızı bitirip, sevgiyle nefes almanın gayretinde olmalıyız. Kişinin kararlılığı tecellilere gösterdiği mukavemeti kadardır. Aşık hep maşukundan söz etsinler, hep ondan konuşsunlar ister; zaten gayrı şeyler aşığı rahatsız eder. Kişi mutmain olmadıkça kulluğunda, dostluğunda hep hüsrandadır. Cemal aşıkları için gayri olan her şey haramdır. Zikrin esası namazdır, muhabbetullahdır. İhvan, hayatın tamamında Rahman’ın iradesi altında yaşamaya dikkat ve özen göstermelidir. Her şeye rağmen seveceğiz Her şeye rağmen hizmette gayretli olacağız Kulluk, içinde Rabbi'nden başkasını bulundurmayan, gayrilerden boşalmış hiçlik makamıdır. Hayatın ve kulluğun emanetçisi olduğumuzu, bu emaneti taşımamız ve ehline teslim etmemiz gerektiğini hatırdan çıkartmamalıyız. Hayatı hep Hakkça yaşamanın gayretinde olmalıyız. Hayat, bizi kullukta belirli bir kıvama taşımak içindir. Kendine gafil olan, Allah’a arif olamaz. Her varlık Hakk'tandır ve Hak ile kaimdir. Bütün masivalardan arınmak, “ölmezden önce ölmek” Hak’ta ebed olmak; olağanüstü bir azim ve gayret ister. Kişinin kararlılığı, cesareti, azmi ve sevgisi bir arada tekmil olursa; kişinin önünde aşamayacağı engel ve mâni olmaz. Talibin âli ve en yüce değerlere ulaşabilmesi, Allah ve Resûlu’ne olan muhabbeti, sevgisi ile orantılıdır. Hedefimiz ve gayemiz, bugün tevhid noktasında Allah’ı Resulullah’ı ve Ehl-i Beyt’i dünden daha farklı idrak etmek ve yaşamaktır. Tevhid adına bize yapılan teklifatın tamamını yaşamak, bizi kendimize döndürmek ve kendi hakikatimizle tanıştırmak içindir. Tevhid meratiplerindeki yaşam talimlerinin tamamı, bizi kendi ruh derinliğimizdeki iç potansiyelimizden istifade ettirmek adınadır. İhvanın bilip, yapmak isteyip de yapamamasının sebebi kendisinde yetersiz olan kararlılığı, gayreti ve talebidir. Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, mükerrem ve münevver olamaz. Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrinde mürşitsiz yol kat edemez. Kulluk adına yaşanılacak ne kadar âli değerler varsa, bunların tamamı ancak mürşid-i kâmilin nezaretinde ve refakatinde yaşanılabilir. Bâki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak, Hakk’ta ölüp Hakk’ta dirilmektir. Yaşadığımız ne tür olumsuzluk olursa olsun, bizim hedefimize olan iştiyâkımızı arttırmalıdır. Her türlü olumluluk ve olumsuzluktan istifade eden olalım. Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır. İhvan, kendisini yargılayan, kendisini öz eleştiriye açık tutan ve kendini kemâle taşıyan olmalıdır. İhvan, ancak telkin edilen hikmetli sözleri, hadisleri ve ayetleri yaşantısına uyarlayarak gayretinde istikamet bulabilir. Kim hidayeti dilerse hidayete ulaşacak; kim hidayete ulaşmak istemezse Rahmân da ona hidayet etmeyecek. İnancı olmayanın istikameti olmaz. İnsan-ı asli Allah’ın aynasıdır. Nurun olduğu yerde zulüm, dinin olduğu yerde kin, sevginin olduğu yerde nefret olmaz. Ehl-i ihvan demek arif olan gerçeklere eren demektir. Herkes tercihinden yönelişinden meyil ve rızasından sorumludur. Nimete ulaşmak için mutlaka hizmete talip olmalıyız. İhvan düşünmekle, keşfetmekle ve gayret ile kemâlat bulur. “Rabbim” diyen için zaten zorluk yoktur. Hedefi olmayanın istikameti de olmaz. İslam, aslen teslim olmak ve selamet bulmaktır. NAMAZ VAKİTLERİ
Rüyada ağaçtan indiğini görmek yüklü bir miktar borç verileceğine, kalp kırmaya, hayal kırıklığı yaşayacağına, üzüleceği ve çok mutsuz olacağı bir dönemin yaşanacağına, her şeyin aksi şekilde ilerlemeye başlayacağına ve pek çok aksiliğin üst üste geleceğine, büyük çabalarla geldiği mevkiden gönderileceğine, geçiminin güçleşeceğine, huzurunun, mutluluğunun ve konforunun da kaçacağına, maddi imkânlarının artması sayesinde geçim derdinin de son bulacağına, yorgun ve gergin günler geçireceğine, iş hayatında çok iyi çalışmalara imza atılacağına rivayet etmektedir. Rüyada ağaçtan indiğini gördüyseniz Hayattan daha fazla zevk almak istiyorsunuz. Rüyada ağaçtan indiğini görmek kendisini zorlayan sorunlardan ve durumlardan yakın bir zaman içinde sorun yaşamadan kurtulacağına, dertlerini unutmasına, gözyaşını silmesine ve elinin de darlıktan kurtulmasına vesile olacağına delalet eder. Rüyada vahiy indiğini görmek iş hayatınızda başarıdan başarıya koşacağınıza, kurulu düzeninin olacağına ve tüm beklentilerinin birer birer gerçekleşeceğine rivayet etmektedir. Rüyada gökten melek indiğini görmek yaşadığı yerden uzak kalacağına, aile hayatında çok büyük üzüntüler olacağına işarettir. Rüyada direkten indiğini görmek yaradanın bu şansı kendisine vereceğine ve kişinin aynı zamanda onun pek çok lütufları ile karşılaşacağına, insanlardan kaçılıp dört duvar arasında kalınacağına işaret eder. Rüyada gökten ayet indiğini görmek çalışmalarının yarıda kalacağına, çok güzel ve yüksek kazançlı işlere imza atacağına, eş, dost ya da akrabalarından maddi ve manevi anlamda büyük yardım alacağına, yaşayacağı bir gönül ilişkisi ile hayatının daha da güzelleşeceğine alamet eder. Rüyada arabadan indiğini görmek elinde bulunan imkânlar ile çok seveceği bir hayata merhaba diyeceğine, yaşamına yeni bir yön vereceğine delalet eder. Rüyada gökten koç indiğini görmek kişinin gönlünden geçenlerin bir bir çıkacağına, türlü musibetlerin kişinin peşinden geleceğine işarettir. Rüyada şartel indirmek üzüntülerin ve sıkıntıların son bulacağına, göstereceği sabır ve azim sayesinde kendi işine sahip olacağına yorulmaktadır. Hayırlı Paylaş, Hayırlı Çıksın Bu web sitesi, size en iyi deneyimi sunabilmek için çerezler kullanır. Daha fazla bilgi için Gizlilik Politikası
Rüyada Dağ Görmek Ne Anlama Gelir? isimli rüya tabirini görüntülüyorsunuz. Farklı tabirleri görmek için rüya tabirleri sayfasına dağ görmek, çocuğa, kadına ve seyahate işarettir. Rüyada kendini dağda görmek, bütün isteklerinize kavuşacağınıza işarettir. Dağa Çıktığını Görmek Rüyasında dağa çıktığını görmek, yükselmeye işarettir. Bir kimse rüyasında kendisini bir dağa çıkarken görüp bu çıkma anında zorlandığını ve sıkıntı çektiğini görse, maksadına ve gayesine ulaşmasında çok zorluk ve meşakkat çekeceğine; ama dağa çıkarken kolaylıkla çıktığını gören kişi ise, maksadına ve isteklerine çok kolay ve rahat ulaşacağına işaret olarak yorumlanır. Rüyada sarp bir yokuştan düzlük bir yere çıktığını görmek, yetim ve hastalara iyilik ve ihsanda bulunmaya işâret eder. Rüyada gemiden doğruca dağa çıktığını görmek, kedere, üzüntüye ve ana-babaya karşı gelmeye, günaha işarettir. Rüyada bir dağın gökyüzüne göğe çıktığını görmek, bir valinin ve büyük bir devlet adamının azline görevden düşürülmesine ve makamından indirilmeye işarettir. Dağdan İndiğini Görmek Dağdan aşağı indiğini görmek, zillete rezilliğe işarettir. Dağdan aşağıya indiğini görmek, itibardan düşmeye, saygınlığını kaybetmeye veya bir sorumluluktan kurtuluşa, bazen de rahatlığa ve kurtuluşa işaret olarak yorumlanır. Rüyada gökyüzünden bir dağ indiğini görmek, o bölgeye bir vali veya büyük bir idareci geleceğine işarettir. Dağdan aşağıya indiğini görmek, işini kaybedeceğine işarettir. Bu seyahat etmek anlamında da yorumlanır. Dağ başında olmak düşmanları yeneceğinize işarettir. Dağı yemyeşil görmek gerek iş, gerekse memuriyet hayatında büyük ilerlemeler olacağına işarettir. Dağın yuvarlandığını görmek, iş hayatınızın bozulacağına ve yoksulluğa işarettir. Dağdan aşağı yuvarlanmak ölüm tehlikesine, felakete işarettir. Dağın zelzele yüzünden ikiye ayrıldığını ve yine kavuştuğunu görmek, iş hayatında başarıya ve evde meydana gelecek bolluğa işarettir. Dağ başında yabani bir kuş görmek, iyi sayılmaz evinizden birisinin hastalanacağına işarettir. Karanlık içinde dağa yükselmek akraba veya dostlarınızdan birinin ölüm haberini almaya ve büyük tehlikeye işaret sayılır. Dağdan dağa atlamak sevgiliye kavuşmaya ve uzak bir memlekete seyahat etmeye işarettir. Dağdan suya atlamak keder ve fakirlikten kurtulmaya ve ferahlığa işarettir. Dağın Yıkıldığını Görmek Dağın üzerine doğru yıkıldığını görmek, karı-kocanın ayrılmasına ve kavga edeceklerine işaret olduğu gibi dağın yıkılmasından zararsız kurtulursa boşandıktan sonra tekrar mesut bir evlilik yapılacağına işarettir. Dağın yıkıldığını görmek, büyük ve şiddetli bir olaya işarettir. Dağın üzerine doğru gelmesi dağın yıkılmasını görmek, yolculuğa veya zahmetli bir işle karşılaşmaya veya böyle bir işi üzerine almaya veya kendisine ağır ve altından kalkamayacağı bir teklifin yapıldığına gibi şeylere işaret eder. Önemli Dağları Görmek Önemli dağları görmek, Arafat, Cudi, Lübnan, Uhud ve Tür dağı gibi, selamete, mutluluğa ve muradına kavuşmaya, istediğini elde etmeye işaret eder. Bir kimsenin rüyada Arafat, Cûdi, Uhud ve Tur dağlarından herhangi birini görmesi, ulema ve sâlihlerin hizmetinde bulunacağına işâret eder. Dağdan ateş çıktığını görmek, ani bir ölüm haberi alarak üzülmeye işaret sayılır. Dağa yaslandığınızı görmek, tanıdığınız bazı kişilerden büyük yardım göreceğinize işarettir. Rüyada bir dağa yaslandığını görmek, kuvvetli bir melike dayanmaya işâret eder. Bir dağa yaslanıp dayandığını görmek, büyük, güçlü paralı zengin, rütbe, makam sahibi, sözü geçerli bir adama dayanmaya işarettir. Rüyasında bir dağa dayandığını gören kişi, büyük bir devlet başkanına sığınır ve ona dayanır şeklinde tabir olunur. Rüyasında bir dağa dayandığını görmek, büyük bir kimseye, yüksek itibarı olan birine dayanacağına işaret eder şeklinde yorumlanır. Rüyasında bir dağın gölgesinde oturduğunu gören böyle bir kişinin himayesinde bulunacağına ve rahat bir yaşam süreceğine işaret eder. Dağın yandığını görmek, saadetinizin bozulacağına ve salgın bir hastalığa işarettir. Rüyada dağın yandığını görmek, büyük bir zatın vefatına, değerli bir kişinin ölümüne işarettir. Rüyada dağın yandığını veya düştüğünü görmek, şanlı, yüksek ve makam sahibi bir zâtın vefatına veya sultanın o kimseye galip gelip kahretmesine işâret eder. Rüyasında bir dağdan düştüğünü fakat, kendisine hiç bir şey olmayıp hemen ayağa kalktığını gören kişinin bu rüyası onun, işlerinde başarılı olamayacağına, gayretlerinin boşa gideceğine işarettir şeklinde yorumlanır. Bir kimse rüyasında dağdan düştüğünü görse, bu onun din ve dünya hayatında eksikliğine ve insanlar arasında rezil olmasına, hor ve hakirliğine işarettir. Dağdan düştüğünü görmek, işinden alınmak, atılmak, işini kaybetmek veyahut bir belaya, musibete, zarara uğramak, zayıflık, düşkün olmak istediğini elde edememek, muradına kavuşamamak gibi şeylere işarettir. Dağın yürüyerek üzerinize geldiğini görmek, bir yolculuğa çıkmak üzere iseniz ertelemeniz gerektiğine dair bir ihtardır. Dağda başına taş atmak etrafta hakkınızda kötü sözler söyleneceğine ve dostlarınızın sizden yüz çevireceklerine yorumlanır. Rüyada dağ görmek, dayanılacak sığınılacak güvenilecek, yer, yüksek rütbe, büyük makam, büyük zat, büyük siyaset sahibi, zafer, şan-şeref, rahat gibi cihetlere işaret eder. Rüyada otların yeşilliğin ve suyun olmadığı bir dağ görmek, inançsız ve azgın bir amire idareciye işaretle yorumlanır. Çünkü bu özellikteki dağ, Allah'ı teşbih etmeyen ve insanların faydalanmadığı bir ölü gibidir, Sadık yorumuRüyada dağ görmek, mülk sahibi olmak, devlet başkanı, devlet büyüğü, zafer ve rahata ulaşmaya işaret eder yorumuBir kimse rüyasında kendisini bir dağın üstünde bulunduğunu ve bu dağın kendi malı olduğunu görse, rüya sahibinin büyük bir zata sığınacağına; diğer bir yoruma göre, çok kudret sahibi, adaletli bir başkanın himayesine gireceğine işaret eder. Rüyasında dağda kendisi için bir yer edindiğini gören kimsenin bu rüyası devlet başkanının yakın müşaviri olup çeşitli hizmetlerde bulunacağına işaret eder. Rüyasında kendisinin bir dağdan indiğini gören kimse makamını kaybeder, işinden olur, itibarı düşer, saygınlığı gider. Bir diğer yoruma göre, yüksek dağdan indiğini görmek, yapmak istediği işten vazgeçeceğine yorumuRüyasında bir dağın kendisine ait olduğunu görmek, katı kalpli acımasız, merhametsiz fakat itibarlı ve şöhreti büyük çok ünlü bir zata dost ve arkadaş olacağına işaret olarak tabir olunur. Rüyasında bir dağın etrafında çevresinde dolaştığını gören kimse, büyük bir adamın maiyetine himayesine girerek mevki ve itibar sahibi olacağına işarettir. Rüyasında bir dağın üzerinde bulunduğu yerin sağlam olduğunu görmek, devlet başkanı tarafından büyük bir memuriyete getirileceğine işaret olarak yorumlanır. Rüyayı gören kişi eğer zengin ise, daha zengin olur, eğer fakir ise, zengin olur, herhangi bir korkusu varsa, korkusu gider, korkudan kurtuluşa erer şeklinde tabir olunur. Rüyasında bir dağı yıktığını gören kişinin bu rüyası onun kendi hayatını yıkıp yok edeceğine, kendi hayatını ve ömrünü ziyan edeceğine işarettir şeklinde yorumlanır. Rüyasında kendisini bir dağdan attığını fakat kendisine bir zarar gelmediğine gören kimsenin bu rüyası, onun yüksek bir makama geçerek sözü geçerli biri olacağına işarettir şeklinde tabir olunur. Rüyasında bir dağda kendisini silahlı olarak bulunduğunu veyahut büyük bir adama arkadaşlık ettiğini gören kimsenin bu rüyası, onun büyük bir hayra ve yüksek bir rütbeye ereceğine işarettir şeklinde tabir olunur. Rüyasında bir dağa çıkmak istediğini görmek, pek iyi değildir. Bu rüyası onun katı kalpli acımasız, merhametsiz birinden yardım isteyeceğine Mağribi'nin yorumuBir kimse rüyasında bir dağa veyahut yüksek bir yere çıktığını görse bu onun muradına kavuşacağına ve isteğini elde edeceğine, rakiplerine galip üstün geleceğine işarettir şeklinde yorumlanır. Rüyada bir dağın titrediğini ve yarıldığını görmek, o bölgenin idaresinde zayıflığa ve noksanlığa işarettir. Dağın titremesinin durması ve yarılan dağın eski haline geldiğini görmek, dertlerden şifa bulmaya, devletin eski gücüne kavuştuğuna veya kavuşacağına işarettir. Rüyada sadece toprak bir dağın olduğunu görmek, halkına hiç bir yararı dokunmayan, faydasız, cimri bir devlet başkanma işaret eder şeklinde tabir da bir dağın yeşillendiğini ve güzelleştiğini görmek, devlet başkanının kudret ve kuvvetle büyük hizmetler vereceğine ve yardımcılarının artacağına işarettir. Bir kimse rüyasında dağda merdiven gibi yapılmış bir yoldan yürüdüğünü görse, bu rüyası onun muradına ereceğine, amaç ve maksadına kavuşacağına işarettir. Rüyada dağın sadece dikenler ve çalılarla dolu bir dağ olduğunu görmek, söz ve davranışlarıyla, hal ve hareketleriyle halkını rahatsız eden, onlara eziyet veren, yakınlığından yalnızca zarar görülen bir devlet başkanına Nablusi'nin yorumuRüyada büyük bir dağ görmek, şanı yüce, şöhreti her yere yayılmış duyulmuş görüşü isabetli, işlerinin önünü ve sonunu çok iyi düşünüp hesaplayan, hatırı, itibarı, büyük, heybetli ve şöhretli, büyük bir kimseye işaret olarak tabir olunmuştur. Bir kimse rüyasında uzaktan gördüğü bir dağı uzun uzun seyrederek baktığını görse, bu rüyası onun, önemli bir konu hakkında uzun uzun düşüneceğine ve ondan sonra ne karar verecekse verebileceğine işarettir. Rüyasında kendisini bir dağa çıkmış, o dağın üzerinde oturmuş olduğunu ve o dağın suyundan içtiğini gören kişi eğer layık ve ehilse, güçlü kuvvetli ve kudreti büyük fakat, sert katı kalpli ancak idare ettiği halka faydalı olan bir devlet büyüğünden idareciden menfaat sağlar, bu devlet büyüğü sayesinde mevki ve makam sahibi olur yani bu devlet büyüğü, onu bir ile vali tayin eder. Dağın üzerinde gördüğü güzellikler ve içtiği su miktarınca mal ve servet elde eder, o nispetle muradına erer, dileğine kavuşur. Bu rüyayı gören kişi, ticaret ehli esnaf biriyse, işi çoğalır karı ve kazancı artar, fakir biriyse, zengin olur, sıradan halktan biriyse, çevresinde saygınlığı itibarı görülmeye başlar şeklinde yorumlanır. Rüyasında bir dağı yıktığını gören kişi halkın saygı gösterdiği büyük bir kişiye zarar verir, onu kahredecek kadar haksızlıkta bulunur şeklinde yorumlanır. Rüyasında bir dağı kendi arkasına yüklenmiş olduğunu ve ağırlığını hissettiğini gören kişi önemli ve değerli bir kimsenin itibarlı bir insanın zahmetini çekeceğine işarettir. Eğer rüyadaki yüklendiği dağın ağırlığını hissetmezse dağı kolayca taşıyormuş gibiyse, bu taktirde hizmetinde bulunduğu kişiden zahmet çekmez ve onun hizmetinden rahatsızlık duymadığına işaret olarak yorumlanır. Rüyasında bir dağın kendisine doğru geldiğini görmek, üzüntüye, kedere ve sıkıntıya düşmeye işarettir. Rüyasında kendi üzerine dağdan taşlar atılıyormuş olduğunu gören kişinin bu rüyası kendisine söz atılacağına ve bazı sözlere ve eleştirilere muhatap olacağına işaret yorumuRüyada dağ görmek, büyük bir kısmetle yorumlanır. Rüyasında bir dağa çıkmak için tırmandığını dağ yoluna koyulduğunu görmek, çok para kazanmak, karlı bir iş amacıyla uzak bir sefere yolculuğa çıkacağına işaret eder şeklinde yorumlanmıştır. Rüyasında dağda çiçekler topladığını ve çiçekleri demet yaptığını görmek, kazandığı ve eline geçen paraları hayırlı işlerde ve hayır işlerinde sarf edeceğine işarettir. Bir kimse rüyasında dağda otların çimenlerin üzerinde ibadet ettiğini namaz kıldığını, dua ettiğini görse, bu onun rüya sahibinin Cenab-ı Allah'ın rızasını, hoşnutluğunu kazandığına işarettir. Dağın eteğinde bulunan sudan abdest alıp namaz kıldığını gören kimse günahlarından kurtulmuş olduğuna işarettir şeklinde yorumlanır. Dağda, dağ üstünde bulunduğunu görmek, yakınlık, dostluk kurmak veya mal mülk almak zengin olmak, menfaat elde etmek gibi şeylere yorumlanır. Dağı yüklendiğini arkasına aldığını görmek, ağır bir işi, sorumluluğu üzerine aldığına işaret olarak yorumlanır. Dağ oyuğuna, mağaraya girdiğini görmek, memur olmaya veya bazı sırlar bildiğine, birçok sırlara ortak olduğuna işarettir. Rüyada dağa veya dağda yerleşmiş olduğunu görmek, ilerlemeye ve yükselmeye devam edeceğine, iyiliğe, hayra doğru yol almaya devama işarettir. Simsiyah zifiri karanlık bir dağ görmek, kedere, belaya ve musibete ve hastalıklara işaret eder. Bir kimsenin rüyada dağ görmesi, şanı yüce ve şöhretli bir sultana işâret eder. Bazen rüyada dağ görmek, mülk ve sultan, zafer, riyaset, rahata kavuşmak ile tabir olunur. Bazen de rüyada görülen dağlar, meliklere, âmirlere, sâlihlere ve âlimlere işâret eder. Bazı kere de rüyada görülen dağlar ve yüksek tepeler, şiddetli üzüntüye, bağırıp feryat etmeye, ızdırap ve işsizliğe işâret eder. Yine rüyada görülen dağ, din ve dünya sahibine işârettir. Rüyada dağ görmek, büyük bir kısmete de işâret eder. Bir kimsenin rüyada bir dağ üzerinde “Elhamdülillah” diyerek Allah Teâlâya hamd ettiğini görmesi, adil bir devlet reisine işâret eder. Rüyada kendisini bir dağ üzerinde görmek, anne babaya âsi olmak ve yakın ecel ile tabir olunur. Bazen rüyada kendisini dağ üstünde görmek, rüya sahibinin bütün arzu ve isteklerine kavuşmasına ve şanının yüce olmasına işâret eder. Rüyada dağın yayılıp açıldığını ve değirmileştiğini görmek, kalbi katı ve çetin bir kadına işârettir. Bazen dağın yayılıp açıldığını ve değirmileştiğini görmek, gam, keder ve de insanın himmetinin son derecesine işârettir. Rüyada dağ üzerinde ağaçlar görmek, makama, yüksekliğe, insanlar nezdinde güzel isimle anılmaya ve şöhrete işâret eder. Bir kimsenin bir dağ üzerinde secde ettiğini veya ezan okuduğunu görmesi, eğer ehilse vali olacağına veya yüksek bir memuriyete getirileceğine işâret eder. Rüyada bir dağın üstünde olup bunu kendi mülkü zannettiğini görmek, kadri yüce bir kimseye işâret eder. Rüyada dağın kendisiyle beraber yürüdüğünü görmek, çıkması muhtemel bir harp ile tabir olunur. Yine dağın semâlara yükselerek insanların başlan üzerinde olduğunu görmek, bütün insanları kaplayacak korku ve şiddete işâret eder. Rüyada üzerinde nebatat ve su bulunmayan bir dağı görmek, kâfir ve azgın bir melik ile tabir edilir. Rüyada üzerinde nebatat ve su bulunan bir dağı görmek, dindar bir devlet reisine işâret eder. Rüyada çıkmakta olduğu dağın yarısına geldiğinde, orada kalıp ne aşağı inmeye, ne de yukarı çıkmaya imkân bulamadığını görmek, ömrünün yarısında vefat edebileceğine işâret eder. Bir kimsenin rüyada gökten, şehir üzerine bir dağın indiğini görmesi, o şehre yeni bir valinin geleceğine işâret eder. Rüyada dağların canlandığını sonradan tekrar eski hallerine döndüğünü görmek, o mıntıka halkına gelecek şiddetli bir korkuya işâret eder. Ancak Allah Teâlâ o korkuyu sonradan onlardan kaldırır. Rüyada dağ ve dağın yürüdüğünü görmek, şiddet ve korkuya; bazen de yolcu için denizde boğulmaya işâret eder. Rüyada dağın yükselip gökte bir bulut gibi olduğunu görmek, azabı mucip olan bir hadisenin çıkmasına işârettir. Rüyada dağın gölgesinde oturduğunu görmek, bir melikin himayesine sığınmaya ve rahatlığa işâret eder. Rüyada dağın yere battığını görmek, o yerin idarecisi veya büyüklerinden birinin ölçebileceğine işârettir. Rüyada bir dağa sahip olduğunu görmek, kalbi katı, şanı büyük bir zâta arkadaş olmaya ¡şâret eder. Rüyada bir dağın etrafında dolaştığını görmek, büyük bir kimseye intisab ile tabir olunur. Bazen dağ, gemilerin demirleyip bekledikleri limana; bazen de, efendi ve anne gibi, insanın kendisine sığınıp himayesine girdiği kimseye işârettir. Rüyada bir dağda mağaraya girdiğini gören kimse, emniyet, istikrar ve vakara erişir ve sadece Rabbine tevekkül eder. Rüyada dağa düzgün bir yoldan geldiğini görmek ise, maksat ve arzuya vâsıl olmaya işâret eder. Rüyada bir dağa tırmandığını gören kimse, kârlı ve kazançlı bir iş için sefere çıkar. Bir kimsenin dağda çimenler üzerinde ibadet ettiğini görmesi, Cenâb-ı Hakk'ın rızasına işâret eder. Dağ eteğinde kaynayan bir sudan abdest aldığını görmek ve namaz kılmak, günâhlardan temizlenmeğe ve kalp safasına işâret eder. Diğer Rüya TabirleriRüyada Japonya'ya Gitmek Ne Anlama Gelir?Rüyada Japon Görmek Ne Anlama Gelir?Rüyada Jilet Görmek Ne Anlama Gelir?Rüyada Jeolojiyle Uğraşmak Ne Anlama Gelir?Rüyada Jet Görmek Ne Anlama Gelir?Rüyada Jandarma Görmek Ne Anlama Gelir?Rüyada Jaguar Görmek Ne Anlama Gelir?Rüyada Jelatin Görmek Ne Anlama Gelir?Rüyada Jant Görmek Ne Anlama Gelir?Rüyada Jaluzi Görmek Ne Anlama Gelir?Kaynak
99 Rüyada Ayet’El Kürsi Okumak Rüyada ayet’el kürsi okumak, kötülüklerden arınacağınızın haberini verecek olan bir rüya şeklinde tabir edilmektedir. Mutlu ve hayırlı bir dönemin sizi beklemekte olduğunu haber verecektir. Bol neşe içerisinde olacağınızı gösterir ve kendinizi huzur ... 99 Rüyada Ayet Görmek Rüyada ayet görmek, hayırlara vesile olan bir rüya olarak tabir edilir. Kişinin şansının döneceği ve kısmetinin açılacağı işaret edilir. Rüya sahibi yakın zamanda bir haber alarak bütün sıkıntılarını ve maddi problemlerini atlatarak yepyeni ve çok gü... 99 Rüyada Ayet Okumak Rüyada ayet okumak çok hayırlı bir rüyadır. Kişinin zengin kalbine, cömert, yağız kişilik özelliklerine, kalbinin temizliğine, Allah’ a karşı sevgisine ve samimiyetine, çevresindeki insanlar tarafından sevildiğine, kalp güzelliğine, kalbi temiz evlat... 99 Rüyada Kurandan Ayet Okumak Rüyada kurandan ayet okumak, hayırlı adımları atacağınıza delalet eder ve hedeflerinizin de gerçekleşecek olmasına delalet etmektedir. Size değer verecek olan kişilerle karşılaşacağınızın bilgisini vermektedir. Büyük başarıların sizinle olmasına tabi... 94 Rüyada Lapa Lapa Kar Yağdığını Görmek Rüyada lapa lapa kar yağdığını görmek, birbiri ardına yaşanacak olaylara işaret etmektedir. Rüya sahibi bir yerde mahsur kalacak veya çıkmayı düşündüğü yolculuk iptal olacak olabilir. Eğer kar tarladaki ekinlerin üzerine yağıyorsa, bu durumda mevsimi... 90 Rüyada Gökyüzünden Nur Yağması Gökyüzünden nur yağması gerçek bir olay değildir, aslında bir ruh durumunun ifadesidir. Bu nedenle rüyada gökyüzünden nur yağması görmek yorumlanırken, bu olayın günlük yaşamda ne ifade ettiği ile paralel şekilde yorum yapılmaktadır. Rüyada gökyüzünd... 83 Rüyada Uçak İndiğini Görmek Rüyada uçak indiğini görmek, istenilen arzuların hayallerde kurulduğu gibi olmayacağına delalet eder. Rüyada uçağın içindeyken yere indiğini görmek başlanılan bir işi hayırlı bir şekilde bitirip zamanında teslim edeceğinize işaret eder. Kendinizi ine... 66 Rüyada Gökten Ateş Topu Yağdığını Görmek Rüyada gökten ateş topu yağdığını görmek, yakın zamanda başlanmaya kalkılan işin tamamlanamayacak olmasına, çaba sarf edilerek kıt kanaat halledilmesi sonucunda projenin biteceği ve bu projeden güzel başarılar kazanılacağına delalettir. Meteor yağmur... 59 Rüyada Buz Görmek Rüyada buz görmek, havanın en soğuk olduğu dönemlerden birinde görülürse, hayırlı bir rüya olup üzüntüsü olanların üzüntüden kurtulmasına işaret eder. Ancak buzun hayatı durdurduğu ve işleri zorlaştırdığı görülürse, bu rüya hayırlı sayılmamaktadır. ... 49 Rüyada Annesini Hasta Görmek Rüyada annesini hasta görmek kişinin aile fertlerinden birinin dinen çok zayıf olduğu anlamına gelir. Annesinin vücudunun herhangi bir yerinde su toplanması, insanların gözünde küçük düşeceği bir şey yapmasıyla yorumlanır. Rüyada annesini hasta gö... Yukarıdaki liste gökten ayet indiğini görmek rüyası ile çok yakın ilişkiler kuran rüyaları gösterir. Görünen puanlar bu rüya tabiri ile ilişki içinde olan rüyaların benzerlik skorunu yansıtır. Listede en yakın rüya ayet’el kürsi okumak iken, en uzak ilişkili rüya, annesini hasta görmek olarak görülebilir.
Halvetiyiz biz erenler Nişansızlık nişanımız Soyumuz İbrâhim soyu Muhammed pirimiz bizim Ey aşıklar ey garipler Bu diyar hangi diyar Kerbeladir gam yüklüdür Kan gölüdür bu diyar Cemal yolu bulunur Allahı zikretmekle Resulullah bilinir Daim tevhit etmekle Aşık olan söz eylemez Aslına yalan söylemez Söz veripte geri dönmez Muhammede bak ibret al Söyledin özünde ara kendini Özünde gizlidir senin Muhammed Sözünde anlattın bize tevhidi Özünde gizlidir senin Muhammed Açılınca güller dalda Bülbüller ötüyor onda Hasan Hüseyinim gonca Kokulmuyor Muhammedsiz Cemalini seyredince Resulullah kim bilince Ehlibeyit söylenince Yanıyorum cemaline Güzel aşık cevrimizi Çekemezsin demedim mi Bu bir rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi Gel aşıklar gel arifler Gel Muhammedi bulalım Ey dost yolunda sadıklar Gel Muhammedi bulalım Previous Next Rüyada Taksiden İndiğini Görmek Rüyada taksiden indiğini görmek tabiri Rüyada taksiden indiğini görmek fedakârlıklar yapacağına, sıkıntı verici bir olay nedeni ile yaşanacak baş ağrısına, koyu sohbetler edeceğine, sıkıntılarının büyük bölümünü çözeceğine, manevi rahatlamaya erileceğine, tecrübe sahibi bir kişiden alınacak fikirler sayesinde yapılan hatalardan ders çıkarılacağına, insanlara öncülük edeceğine, tabir olur. Ayrıca rüyada taksiden indiğini görmek huzurlu ve rahat bir hayatı olacağına, çok büyük ve kötü olaylar yaşayarak ve dedikodu malzemesi olarak insan içine çıkamaz durumlara geleceğine, sorunlarının ve sıkıntılarının çok yakın bir zamanda sona ereceğine, yetimleri ve öksüzleri sevindireceğine, sıkıntı verici bir olay nedeni ile yaşanacak baş ağrısına, bir sebeple rüyayı gören kişiye uygun olmayan ancak geçim sıkıntısı çektiği bir dönemde zorunlu olarak meşakkatli bir işte çalışmaya başlayacağına, yorumlanır. kimsenin arkasından konuşmayacağına tabir edilir. problemsiz ve mutlu bir hayat süreceğine nadiren de iş kaynaklı sıkıntılar yaşayacağına delalet eder. sorunların eşle oturup konuşularak çözüme kavuşturulacağına alamet eder. sorunların kısa zaman içinde biteceğine yorulur. Dini olarak rüyada taksiden indiğini görmek tabiri Dini olarak rüyada taksiden indiğini görmek mal ve mülk sahibi olmaya, sıkıntılarından ve sorunlarından bu sayede kurtulup çok büyük bir huzura ereceğine, sorunlu ve zararla dolu bir dönemin kapanacağına, bu yüzden yeni bir yola başvurulacağına, hem işi hem de özel hayatı hakkında kararlar vermesini gerektiren gelişmeler yaşayacağına, tutumlu ve elisıkı eş sayesinde para kazanmaya ve tasarruf yapmaya başlanılacağına, umut beslediği ve medet umduğu yerlerden de zarar göreceğine, belirsizlik ve huzursuzlukla geçen günlerinden kurtulacağına, delalet eder. Psikolojik olarak rüyada taksiden indiğini görmek yorumu Psikolojik olarak rüyada taksiden indiğini görmek yaşanan sıkıntıların sona ereceğine, dünya nimetlerinden ve mallarından yana hiçbir şeyde gözünün kalmayacağına, girmek istediği işlere sorgulama yapıp ölçüp biçtikten sonra gireceğine, zorluk ve zahmete düşeceğine, işlerin her geçen gün daha iyiye gideceğine ve rahat ettirecek adımlar atılacağına, rakiplerini geçmeyi ve bertaraf etmeyi bileceğine, ortaya koyacağı çalışmalardan eline geçecek kazançlar sayesinde epey rahat edeceğine ve yoluna çıkan bütün engelleri teker teker aşacağına, KONULARDA RÜYA TABİRLERİ ESERLERİMİZ SON EKLENENLER GÜNÜN AYETİ Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.BAKARA- 153 ÖZLÜ SÖZLER Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir. Adem "ben hata yaptım beni bağışla " dedi, İblis ise" beni sen azdırdın" dedi ya sen!... sen ne diyorsun? Edep, söz dinlemek ve gönle sahip olmaktır. Güzelliğin zekatı iffet ve edeptir. Hz. Ali Zeynel Abidin oğlu Muhammed Bakır'a "Ey oğul, fasıklarla cimrilerle yalancılarla sıla-i rahimi terk edenlerle arkadaşlık etme." diye buyurmuştur. Kemalatın bir ölçüsü de halden şikayet etmemektir. En güzel keramet gönlü masivadan arındırmaktır. Alem-i Berzah insanın kendisidir. Zahir ve batının karşılığı aşk-ı sübhandır. Mutaşabih ayetler ledünidir. Ölüm ve cehennem korkusu Hak'ka dost olmayanlar içindir. Şartlanmalardan ve önyargılardan arınmadan kimse masum olamaz. Uzlaşmak için bahane arayan düşman zıtlaşmak için bahane arayan dosttan daha iyidir. Baki hakikatler fani merkezli inşa edilemez. Her zorluğun çözümü sevgidir. Allah var gayrı yok sevgi var dert yok. Allah de ötesini bırak. Sorunları erteleyen ve örten değil çözüm üretip sorunları çözen olmalıyız. Kişinin irfanı kemalatı nispetinde şeytanı da nefsinin şiddetinde olur. Kötü huylardan kurtulmanın en keskin yolu ilahi aşka yanmaktır. Mücevherden sarraf olan anlar, başkası bilemez. Ne fark eder kör için elmas da bir, cam da bir. Eğer sana bakan kör ise sakın sen kendini cam sanma.Mevlana Kendini oldum ve doğru zannedenler kendileri gibi düşünmeyenlerden rahatsız olurlar. Eflatun'a dediler ki "Ne kadar çok çalışıyorsun". O da dedi ki "hayır ben sevdiğim işi yapıyorum" Allah kuluna sevdirdiği her işi kuluna kolaylaştırır. Kurtuluş hidayete tabi olanlar içindir. Selam olsun hidayete tabi olanlara. Tevhid-i Ef-al meratibi ihvanın kendi gerçeğine seyir haritasıdır. Kişi ilk önce kendisinin arifi olacak ki Rabbinin arifi olabilsin. İnanmak başka şey, teslim ve tabii olmak başka şeydir. Kalıcı dostluklar edinin. İhvan gibi yaşa, gerisine karışma. Mutlu insan başkalarının mutluluğu için yaşayandır. İslam dini istişare esaslıdır. Allah için affet, Allah için paylaş. İhvanlığını işine göre değil, işini ihvanlığına göre ayarlayacaksın. Kul, iradesini Allah’a teslim edendir. Hakk'ı hatırladığımız unuttuğumuzdan fazla olsun. "Olacağım" diyene engel yok, "olmayacağım" diyene bahane çok. Ben merkezli değil, biz merkezli olun. Dervişçe yaşamak, tevhitçe yaşamaktır. Yaptığınızı azimle yapın, hırs ile yapmayın. Kullukta devamlılık esastır. Önce emin insan olmalıyız. Derviş, halinden belli olmalıdır. Beşeriyet kemalâtın hammaddesidir. Mükemmeliyet istikamette daim olmaktır. İnsanın cismi arza, ruhaniyeti semaya mensuptur. Yaradılış farziyetimiz hakkı bilmektir. Hakk'ı tanımanın ön şartı Resulûllah’ı tanımaktır. İnsanın sırrında Allah’ın sonsuzluğu vardır. Kulluğa bahane yok değer üreteceksiniz. Şikayet, Mevla’ya hürmetsizliktir. Kulluk adına yapmadıklarımıza hiçbir bahane geçerli olmayacak. Bu âleme kavga için gelmedik. Telkin öncelikle bizim nefsimize olmalıdır. İnsan, Allah’ın sırrı Allah da insanın sırrıdır. Varlığımızın sebebi zuhuru, Cenab-ı Resulûllah’tır. Kullukta teslimiyet “Rağmen” olmalıdır. Kazası olmayan tek şey hayatımızdır. Sevgi dışındaki bütün hallerde zorluk vardır. Nefsinde mevsimi hazan olanın, gönül mevsimi bahar, Ahireti bayram olur. Hayat yaşamak, yaşamaksa sevmektir. En güzel keramet istikamet üzere olmaktır. Kişinin Rabbini tanıması için kendini tanıması lazım. Hakk’ı ancak Mirat-ı Muhammet’ten görebiliriz. İnsanı Hakk’ta sonsuzlaştıran ve yaşatan, sevgidir. Sevgi bütün yaratılanların varoluş mayasıdır. Sevgisiz olan her mekân ve mahâl mundardır. Sevgi Allah için yanmak ve olmaktır. Allah’ın ve Resulullah’ın sevgisi ile yanmayan gönül hamdır, ahlâttır. Hakikat ehlinin sermayesi aşk-ı sübhandır. Talepte kararlılık, kararlılıkta da sabır esastır. Sabır, sadrın genişliği kadardır. Sadır genişliği ise; kabulümüz, sevgimiz kadardır. Kamil insan demek;Bütün duygularda,düşüncede ruhta olgunlaşmış insan demektir., Dervişân, Mürşidinin eşiğinde sadık olduğu sürece, farkında olsa da olmasa da tekamül halindedir. Kim ki Allah’ı ciddiye almaz ise; Allah o kimseyi ciddiye almaz. Hakkı görmeyen gözler amadır. Gayret olmadan kişinin ulaşacağı hiçbir âliyet olamaz. Kendi gerçeğimize yol bulmak için arz üzerinde var olan bütün mevcudiyetten istifade edeceğiz. Bu fırsat âleminin bir tekrarı daha yoktur. Hiçbir oluşum kendi halinde, kendi başına müstakil değildir. İhvan isek bir iddianın sahibiyiz demektir. İhvanın kemâlâtı, olgunluğu, karşılaşmış olduğu olumsuz tecellilere verdiği tepkilerle ölçülür. Kişi muhatabı ve müdahili olmadığı hiçbir meselenin şahidi olamaz. Herkes kazanımlarını kayıplarını tespit etsin ki şuurlu bir hayat yaşayabilsin. Birebir uyarılar insanı daha çok uyandırır. Bütün canlılara dostça yakın olmalıyız. Tekâmül için her anı yeniden yaşamak , her anın yeniden talibi olmak zorundayız. Gayret etmeyen kişiden Kâmil insan olmaz. Ehl-i talip bu Kâinatın özelidir, özetidir. Kul, hizmeti kadardır. Kul, sevgisi kadardır, Kul hoş görebildiği kadardır. Kul feragat edebildiği kadardır. Kul paylaşabildiği kadardır. Ehl-i ihvan’ın sevgisi Rabbi’nin sevgisi, meşguliyeti Rabbi’nin meşguliyeti olmalıdır. Her an Rabbi ile meşgul olanın, muhatabı Rabbi olur. Güzel bakmalı, güzel konuşmalı, güzel dinlemeliyiz. Hayırları geciktirdiğimiz zaman şerre dönüşür. Şerleri geciktirdiğimiz zaman hayra dönüşür. İhvanın irşad olmasının ön şartı teslimiyattır. İlmen yâkinlik; bilmek ve kabul etmektir. İhvan telkin edileni yaşadıktan sonra Hakkel yâkina ulaşır. Kul, Rabbini ne kadar ciddiye alırsa, Rabbi’de onu o kadar ciddiye alır. Rahman’ın sevgilisi olmak gönlü cenab-ı Resulullah’a yönetmek ve tabi olmakla orantılıdır. İhvan, kendi özünde kâmil duruşa ulaşırsa, onda bir değil de nice esmanın açılımı, nice sıfatın inkişaf ve izhariyeti yaşanacaktır. Dünkü gibi konuşan, dünkü gibi anlayan, dünkü gibi yaşayanın anı ve akibeti hüsrandır. Ehli gönül olan, ,Resulullah’a ve Ehli Beyt’egönül veren Ehl-i İhvan’ın seyr-i sülüğü nefis merkezli akıl ile değil gönül merkezli akıl iledir. İhvan, hayırda ve şerde damlayı derya mesafesinde görecek kadar Rabbini önemseyen olmalıdır. Hakka vuslat, ancak aşk- sübhân ile olur. Aşığın, sevgisinin sancısıyla uykularının kaçması lazım ki, orada aşktan söz edilebilsin. Hayatla zıtlaşan değil hayatla uzlaşan olmalıyız. Eğer kişi yarışacaksa hayırda yarışsın selâmda, yarışsın, paylaşmada hoş görüde affetmede yarışsın. Kişi tercihinin neticesini yaşar. İnsan, sevebildiği kadar, değer üretebildiği kadar insandır. İhvan, arif olmalı ve gönlünü bütün olumsuzluklardan arındırmalıdır. Herkes yaptıklarının neticesini yaşayacak. Biz kulluğumuzu her gün yeniden yenilemeliyiz. Üstünlük ancak takva ile sevgi iledir. Allah hiçbir zaman abes ile iştigal etmez. Her işte bizim için hikmet ve hayır vardır. Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır. Herkesin şeytanı, Cebrail’i, Mikail’i, İsrafil’i ve Azrail’i kendisiyle beraberdir. Ehl-i ihvan demek arif olan, Hakk'a eren demektir. Sevginin tezahürü ibadettir. Eğer inanıyor, iman ediyor, seviyorsanız, yap denileni yapacak ve aksatmayacaksınız. Sevenin ne gecesi ne gündüzü ne yorgunluğu ne bahanesi ne de mazereti olur. Karşılaştığımız zorlukların tamamı tekâmül için ikrarımızı ispat içindir. Bu âlem teşbih, tespit, tenzih, takdis ve şahadet âlemidir. İnsanın Hak katında kadri, kıymeti sevgisi kadardır. İnsan, yaşadığı zorluklar aşabildiği engeller kadar insandır. Hiç zorluk, acı çekmeden, uğraş ve çaba sarf etmeden kimsenin başarıya ulaştığı görülmemiştir. Hepimiz Allah’ın Resulûllah’ın ve Ehlibeyt’in aşkından muhabbetinden istifade edip Hakk’ta bakileşebilecek yetilere sahibiz. İnsan, asliyeti kendisine unutturulmuş varlıktır. Müsemmâ ehli olan için, isimler değişşe de asliyet değişmez. Hiçbir güzelliği kendimize mal etmeden, bütün güzellikleri Rabbimizden bilmeliyiz. Herkesin imtihanı iddiası kadar olur. Yani iddiası büyük olanın, imtihanı da büyük olur. Kâinat, insan için, insana hizmet için halk edilmiştir. Hayatın tamamı, kulluğun ve dostluğun talimidir. Kişi bilgisinde değil yaşantısında kâmil insan olur. Bizim yaşadıklarımız; tercihlerimizin, taleplerimizin ve dualarımızın neticesidir. Mezheplerin farklı olması, dünya iklimlerinin, ırkların ve kültürlerin farklı olmasındandır. İrfan mekteplerinin temelde aynı, detaylarda farklı farklı olması insanların, meşreplerinin farklı farklı olmasındandır. Kimi takva ile kimi zikrullah ile, kimi hizmet ile, kimi de ibadet ile Hak rızasına ulaşmak ve kâmil insan olmak arzusundadır. Din adına zıtlaşmalar, taraflaşmalar ve tefrikalar çıkarmak Rahman’ın ve Kuran’ın reddettiği duruşlardır. Elin eksiğiyle uğraşan, kendi eksiğini hiçbir zaman göremez. Biz bu âleme eksik tespit zabıtalığına gönderilmedik. Âşık; mâşûkunu hususiyetle geceleyin, en çok yalnızlık halindeyken düşünür. Geceleri ve seher vakti çok özeldir. Dostluğun ilk şartı sevmektir. Fakat çıkarsız beklentisiz sevmektir. Dost olmak, dostun her türlü yüküne katlanmaktır. Bizim için yaşamak bir gündür, o da bugündür. Kulluk adına yapmamız gereken ne varsa sabırla ve ihlâsla yapmalıyız. Hak katında gıdalanmanın birinci esası, âdab-ı Muhammediye ve hakıkati Mahmudiye ile kıyam durmaktır. Biz eyvallah tacını, sensin’ tacını başımızdan, hiçlik hırkasını da eğnimizden hiçbir zaman çıkartmayacağız. Bir damlanın hiçliğe ulaşması, onun deryaya düşmesiyle olur. Bize ulaşan her tecellinin, Mevlâ'dan olduğunun bilincinde olalım ve rıza gösterelim. Sakın tecellilerden kahreden, kederlenen olmayalım. Tecellilerden şikayetçi olmak, kulun Rabbine olan saygısızlığıdır. İhvan, hangi tecelli içinde olursa olsun, mutlaka güzel düşünmeli ve güzel değerlendirmelidir. Edep ve âdap dışında nefes almayalım. Biz, Cenâb-ı Resûlullah’ın vitrini olmalıyız. Bütün nimetler ve âliyetler, gayret ve hizmet iledir. Biz hangi hali yaşıyorsak bizim için hayırdır ve hikmetlidir. Hikmete tabi olanlar hikmet ehli olurlar. "Senin için Ya Rabbi" zevkiyle hayatı yaşayalım. Huzur, ancak tevhid ile aşk ile sevgi ile Allah’a ve Resûlun’e yönelmek iledir. Güzel ahlâk ve sevgi insanlığın omurgasıdır. Her gününü son gün, her namazını son namaz, her muhabbetini son muhabbet gibi kabul eden kişinin yaşantısı Ehl-i ihvanca olur. Büyük laf etmemeye sahibi olalım. Ehl-i Beyt olmak, hem nesebi hem de mezhebidir. Ehl-i Beyt, Kur’an’ın ete kemiğe bürünmüş halidir. Yaptığımız her şey kulluğumuzu ispat edercesine olmalıdır. Halkı memnun etmek için Hakk'ı incitmeyelim. Kemalat, hissedilen ilk nefesten son nefese kadar sadece Allah ve Resûl’u için say ve gayret etmektir. Tevhid-i Ef-al hakikatin zübdesi, tevhidin nüvesidir. Kullukta edebi olmayanın Hak’ta izzet bulması mümkün olamaz. Hikmetleri seyretmenin tek şartı, tecellilere karşı sabırlı olmaktır. Kişi yaşamış olduğu imtihanları aşabildiği kadar tekâmül etmiş olur. Aslında bize zor gelen tecelliler, bizim için ikramdır. Kulluğun esasında yap denileni yapıp sonucuna da razı olmak vardır. Bütün kâinat, kişinin kendi hakikatine misaldir. Öncelediğimiz Allah ve Resûl’u olmalı. Ertelediğimiz ise nefsimizin arzu ve istekleri olmalıdır.. Dervişi tekâmül ettirecek olan iştiyakı, kendine olan telkini, ve gayretindeki kararlılığıdır. Her günü yaşamak, her günü diğer günden farklı bir alana taşımak için biz bugünün talebesiyiz. Hatasını kabul edip hatasından dönen kul hayırlı kuldur. Hedefi olmayanın istikameti de olmaz. İhvan ne dünle ne de yarınla zaman kaybedecek sadece anını ve gününü değerlendirecek. İhvanlık, halde örnek olmaktır. Aile yaşantımızla, tecellilere olan tepkilerimizle, kişilerle olan ünsiyetimizle, her halimizle hele hele de ibadete olan düşkünlüğümüzle fark edilmeliyiz. Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, Hak katında şerefli olamaz. İbadet etmenin hoşnutluğunu yaşarken bu hoşnutluğu, ibadet etmeyenlere karşı bir üstünlük saymadan fail Allah'tır zevkiyle yaşamalıyız. Kıyas, şeytani sıfatlardandır. Karşımızda gördüğümüz eksikliği önce kendimizde tetkik etmeliyiz. Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrine mürşitsiz yol bulamaz. Baki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak Hak’ta ölüp Hak’ta dirilmektir. Hayata ders veren değil de hayattan ders alan talip olmalıyız. Anlayan ve öğrenen olmalıyız. Anladığını genişleten, hayatına uyarlayan olmalıyız. Tasavvuf önce şeriat-ı Muhammediye ile hakikat-ı Mahmûdiye ile hikmetler talim edilir. Bir meselenin görevlisi olmak ayrı şeydir, gönüllüsü olmak ayrı şeydir. Ehl-i ihvanla konuşularak halledilmeyecek hiçbir mesele olmamalıdır. Hak dostları bir araya geldikleri zaman bakışmaları bile muhabbettir. İhvanlığın dört ana esası vardır; ihlas, şecaat, cesaret ve cömertliktir. Hayatın tamamında, her adımda, her bir nefeste; bir tuzak, bir imtihan vardır. Gönül, Rahman ile coşarsa; kişi karşılaştığı her türlü tecelliye sabır ve tefekkür ile mukavemet gösterir. İhvan, ne Dünya ne de ahiret beklentisi olmaksızın kulluğunu fi-sebilillah yaşamalıdır. Kur’ân'ı öğrenmeye, okumaya, okutmaya, anlamaya ve yaşamaya çalışalım. İslam, yap denileni yapmak; yapma denilenden uzak durmaktır. Kulluğunu yarına erteleyenin Allah sevgisi yeterli değildir. Tekâmül etmek için sürekli gayret halinde olmalıyız. İnsana olan sevgisizlik Allah’a olan sevgisizliktir. Allah’a vuslat ancak Aşk-ı sübhan ile olur. Hak’ta bâki olabilmek için kayıtsız şartsız teslim olmalıyız. Dilimizde zikrullah ile gönlümüzde her daim muhabbetullah ile inşa olmaya çalışmalıyız. Şeriatın ihlâl olduğu yerde hakikat olmaz. Her türlü tecelliden istifade edecek kadar arif,hiçbir zorluktan yılmayacak kadar da dirayetli olalım. Arif olan baktığı her zerreden, karşılaştığı her tecelliden kendisine istikamet arar. Ehl-i ihvan hatasında ve günahında ısrar etmeyen ve tövbesinde aceleci davranandır. Âşık maşukundan gelen cefalardan haz duymazsa gerçek aşık olamaz. Kendisindeki gayrilikten arınan insan için dışarıda ve içeride gayri olan hiçbir şey kalmaz. Kişinin samimiyeti, sadakati ve sevgisi ona istikamet verir. Bizden istenilen öncelikle safiyet, samimiyet ve sadakattir. Ehl-i ihvan öyle bir kristalize olacak, safiyet kazanacak, kendi benliğinden öyle bir sıyrılıp latifleşecek, şeffaflaşacak, kendine ait bir renk zan düşünce ve duygu kalmayacak ki Allah’ın boyasıyla boyansın yani Resûlullah’ın haliyle hallenmiş olsun. Gayret, kulluğun esasıdır. Biz bildiklerimizle amel edelim. Bilmediklerimiz, bize bildirilecektir. Her Ehl-i ihvan bulunduğu cemiyette fark edilmelidir. Bizim sabrımıza, bize kötülük yapanların şahitlik etmesi lazım. Asli maksadımız, nefsimizi ve Rabbimizi tanımaktır. Gayret etmeyen kişiden kâmil insan olmaz. İhvan, kendi hakikatine seyri sülük ederken hem dünyasını hem de ukbâsını saadete erdirmiş olur. Muhabbetimiz Resûlullah’ın ve Ehl-i Beyt’in muhabbeti, davamız Hak davası olsun. Eğer insan Rahman’ın aynası olacaksa yansıtıcılığının çok net,arı ve duru olması lazımdır. Eğer bir olumsuzlukla, zorlukla karşılaşıyorsak, bu bizim olumsuzluluğumuzdandır. Arz ve semada her ne olursa insan ile ilişkilidir. Sözümüzün ilk müşterisi kendi kulağımız olmalıdır. İslâm şahitlik ile başlar, şuhut ile yaşanır. Ve yine şahitlik ile kemal bulur. Hangi başarı vardır ki uğraşsız gayretsiz ve gönülsüz zuhura gelsin. Aşığın ölümü Hakk’ta vuslat, sonsuzluğa uyanmak ve sonsuzluğu yaşamak olur. Artık etrafımızla ve kendimizle olan kavgamızı bitirip, sevgiyle nefes almanın gayretinde olmalıyız. Kişinin kararlılığı tecellilere gösterdiği mukavemeti kadardır. Aşık hep maşukundan söz etsinler, hep ondan konuşsunlar ister; zaten gayrı şeyler aşığı rahatsız eder. Kişi mutmain olmadıkça kulluğunda, dostluğunda hep hüsrandadır. Cemal aşıkları için gayri olan her şey haramdır. Zikrin esası namazdır, muhabbetullahdır. İhvan, hayatın tamamında Rahman’ın iradesi altında yaşamaya dikkat ve özen göstermelidir. Her şeye rağmen seveceğiz Her şeye rağmen hizmette gayretli olacağız Kulluk, içinde Rabbi'nden başkasını bulundurmayan, gayrilerden boşalmış hiçlik makamıdır. Hayatın ve kulluğun emanetçisi olduğumuzu, bu emaneti taşımamız ve ehline teslim etmemiz gerektiğini hatırdan çıkartmamalıyız. Hayatı hep Hakkça yaşamanın gayretinde olmalıyız. Hayat, bizi kullukta belirli bir kıvama taşımak içindir. Kendine gafil olan, Allah’a arif olamaz. Her varlık Hakk'tandır ve Hak ile kaimdir. Bütün masivalardan arınmak, “ölmezden önce ölmek” Hak’ta ebed olmak; olağanüstü bir azim ve gayret ister. Kişinin kararlılığı, cesareti, azmi ve sevgisi bir arada tekmil olursa; kişinin önünde aşamayacağı engel ve mâni olmaz. Talibin âli ve en yüce değerlere ulaşabilmesi, Allah ve Resûlu’ne olan muhabbeti, sevgisi ile orantılıdır. Hedefimiz ve gayemiz, bugün tevhid noktasında Allah’ı Resulullah’ı ve Ehl-i Beyt’i dünden daha farklı idrak etmek ve yaşamaktır. Tevhid adına bize yapılan teklifatın tamamını yaşamak, bizi kendimize döndürmek ve kendi hakikatimizle tanıştırmak içindir. Tevhid meratiplerindeki yaşam talimlerinin tamamı, bizi kendi ruh derinliğimizdeki iç potansiyelimizden istifade ettirmek adınadır. İhvanın bilip, yapmak isteyip de yapamamasının sebebi kendisinde yetersiz olan kararlılığı, gayreti ve talebidir. Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, mükerrem ve münevver olamaz. Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrinde mürşitsiz yol kat edemez. Kulluk adına yaşanılacak ne kadar âli değerler varsa, bunların tamamı ancak mürşid-i kâmilin nezaretinde ve refakatinde yaşanılabilir. Bâki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak, Hakk’ta ölüp Hakk’ta dirilmektir. Yaşadığımız ne tür olumsuzluk olursa olsun, bizim hedefimize olan iştiyâkımızı arttırmalıdır. Her türlü olumluluk ve olumsuzluktan istifade eden olalım. Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır. İhvan, kendisini yargılayan, kendisini öz eleştiriye açık tutan ve kendini kemâle taşıyan olmalıdır. İhvan, ancak telkin edilen hikmetli sözleri, hadisleri ve ayetleri yaşantısına uyarlayarak gayretinde istikamet bulabilir. Kim hidayeti dilerse hidayete ulaşacak; kim hidayete ulaşmak istemezse Rahmân da ona hidayet etmeyecek. İnancı olmayanın istikameti olmaz. İnsan-ı asli Allah’ın aynasıdır. Nurun olduğu yerde zulüm, dinin olduğu yerde kin, sevginin olduğu yerde nefret olmaz. Ehl-i ihvan demek arif olan gerçeklere eren demektir. Herkes tercihinden yönelişinden meyil ve rızasından sorumludur. Nimete ulaşmak için mutlaka hizmete talip olmalıyız. İhvan düşünmekle, keşfetmekle ve gayret ile kemâlat bulur. “Rabbim” diyen için zaten zorluk yoktur. Hedefi olmayanın istikameti de olmaz. İslam, aslen teslim olmak ve selamet bulmaktır. NAMAZ VAKİTLERİ
rüyada gökten at indiğini görmek