Ggq5. Canlılar içinde ilk olarak Hz. Muhammed aleyhisselamın ruhu yaratıldı. Hak teâlâ Her şeyi senin için yarattım, sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım buyurdu. Tevrat, İncil ve Zebur’da övülüp müjdelenmiştir. Âmine validemiz ona hamile olunca, bütün putlar yüzüstü devrildi. Bütün şeytanlar ve sihir yapan büyücüler âciz kalıp, işlerini yapamaz oldular. Doğunca da bütün putlar yıkıldı. Doğduğu gece, Kisra’nın sarayı yıkıldı. Mecusilerin bin yıldan beri yanan ateşi söndü. Save gölünün suyu kurudu. Safiye Hatun anlatır Doğduğu gece 6 alamet gördüm 1- Doğar doğmaz secde etti. 2- Başını kaldırıp “La ilahe illallah inni Resulullah” dedi. 3- Her taraf aydınlandı. 4- Yıkayacaktım, biz Onu yıkadık diye bir ses işittim. 5- Göbeği kesilmiş ve sünnet edilmiş gördüm. 6- Sırtında nübüvvet mührü vardı. İki küreği ortasında “La ilahe illallah Muhammedün Resulullah” yazılı idi. Çocuk iken, başı hizasında bir bulut gölge yapardı. Ona salevat okumak âyet-i kerime ile bildirildi. Kelime-i şehadette, ezanda, ikamette, namazdaki teşehhüdde, birçok dualarda ve Cennette Allahü teâlâ, Onun ismini kendi isminin yanına koymuştur. Allahü teâlâ, Onu kendisine habib sevgili yaptı, herkesten daha çok sevdi. Kimseden bir şey öğrenmemiş iken, Allahü teâlâ Ona, her ilmi, her üstünlüğü verdi. Her yerde her zaman mübarek kalbi hep Allahü teâlâ ile idi. Allahü teâlâ, bütün peygamberlere Ya Âdem, ya Musa, ya İsa diyerek ismi ile hitap ederken, Ona Ya eyyühennebiyyu, ya eyyüherresul diye özel hitap ediyor. Namazda otururken, Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi okuyarak, Ona selam vermek emrolundu. Namazda, başka bir Peygambere böyle söylemek caiz olmadı. Her peygamber kendi milletine, o ise her millete gönderilmiştir. Her peygamber, iftiralara kendisi cevap verdi, fakat ona yapılan iftiralara Allahü teâlâ cevap verdi. İsmi ile çağırmak, yanında yüksek sesle konuşmak haram idi. Hz. Cebrail 24 bin kere geldi. Başka Peygamberlere çok az geldi. Mübarek hanımları müminlerin anneleri idi ve onlarla evlenmek başkalarına haram edildi. Önünden gördüğü gibi, arkasından da görürdü. Mübarek teri, gül gibi güzel kokardı. Uzun kimselerin yanında iken, onlardan yüksek görünürdü. Güneş ve Ay ışığında gölgesi yere düşmezdi. Üstüne sinek ve başka hiçbir böcek konmazdı. Çamaşırları, ne kadar çok giyse de hiç kirlenmezdi. Taş üstüne basınca, izi kalır, kum üstünde iz bırakmazdı. Sözü çok vecizdi. Az kelime ile çok şey anlatırdı. Eshabının hepsi, peygamberler hariç, bütün insanlardan üstündür. Onun ümmeti de bütün ümmetlerin en üstünüdür. Onun mübarek ismini taşıyan mümin Cennete girer. Onu ve ehl-i beytini sevmek farzdır. Hz. Azrail, içeri girmek için izin istedi. Başka hiç kimseden izin istemedi. Peygamber efendimiz güler yüzlü idi. Tebessüm ederek gülerdi. Gülerken, mübarek dişleri görünürdü. Resulullah efendimiz çok uzun boylu olmayıp, kısa dahi değil idi. Yanına uzun bir kimse gelse, ondan uzun görünürdü. Oturduğu zaman, mübarek omuzu, oturanların hepsinden yukarı olurdu. Resulullah efendimiz misvakını ve tarağını yanından ayırmazdı. Mübarek saçını ve sakalını tararken aynaya nazar eylerdi. Geceleri mübarek gözlerine sürme çekerdi. Peygamber efendimiz kırmızı ile karışık beyaz benizli olup, gayet güzel, nurlu ve sevimli idi. Güzel huyların hepsi Resulullah efendimizde toplanmıştı. Güzel huyları, Allahü teâlâ tarafından verilmiş olup, çalışarak, sonradan kazanmış değil idi. Resulullah efendimizi ansızın gören kimseyi korku kaplardı. Kendisi yumuşak davranmasaydı, Peygamberlik hallerinden, asla kimse yanında oturamaz, sözünü işitmeye takat getiremezdi. Halbuki, kendisi, hayasından, mübarek gözleri ile kimsenin yüzüne bakmazdı. Peygamber efendimiz, insanların en cömerdi idi. Bir şey istenip de, yok dediği görülmemiştir. İstenilen şey varsa verir, yoksa, cevap vermezdi. O kadar iyilikleri, o kadar ihsanları vardı ki, Rum imparatorları, İran şahları, o kadar ihsan yapamadılar. Fakat kendisi sıkıntı ile yaşamayı severdi. Resulullah efendimiz, zekat malı almaz, çiğ soğan ve sarmısak gibi şeyler yemez ve şiir söylemezdi. Bir kimse, Peygamber efendimizi rüyada görse, muhakkak Onu görmüştür. Çünkü, şeytan Onun şekline giremez. İmamı Nablusi Rüya Tabirleri HZ MUHAMMED Sahih bir hadiste Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur Her kim beni rüyasında görürse o, gerçek olarak beni görmüştür. Çünkü şeytan bana benzer bir surete giremez». Rüyada Hz. Muhammed gören kimsenin daima durumu iyi ve gönlü şen olur. Eğer o kimse üzüntülü ve kederli ise, üzüntü Ve kederinden kurtulur veya hapis ise hapislikten kurtulur. Rüyasında Resul-i Ekrem kendisi ile ilgilendiğini veya bir şey öğrettiğini yahut namazında veyahut tarikatında ona uyduğunu yahut Resulullah güzel bir şey yedirdiğini veya layık bir hırka ve elbise giydiğini ya da ona hayırlı dua ettiğini gören kimse, ya mülk sahibi olur ya da adil, iyilikle emreden ve kötülükten alıkoyan bir kişi olur. Eğer rüyayı gören alim ise, bildiği şeyle amel eder. Eğer abid birisi ise keramet ehlinin makamına erişir. Günahkar ise, tevbe eder. Kafir ise doğru yolu bulur. Rüyada Hz. Peygamberi görmek, delilleri açıklamaya, sözünde doğru olmaya ve vaadinde durmaya yorumlanır. Bazan da rüya sahibi ailesi ve akrabaları arasında onların hiçbirisinin yetişemediği bir makama kavuşur. Eğer rüya sahibi yolculukyapıyorsa ve halk da çokça susamışsa, yağmurun yağmasına yorumlanır. Çünkü su bulunmayan yerde, Hz. Peygamberin mübarek parmakları arasından su aktı. Hz. Peygamberi görmek, boiluk ve ucuzluğa ve hatırlarına gelmeyecek bir şekilde hayır ve berekete yorumlanır. Bir kadın rüyada Hz. Peygamberi görse, o kadın büyük bir rütbeye, iyi bir şöhrete iffet ve emaneti korumaya sahip olur. Rüyada Hz. Peygamberi görmek, eziyet ve cezaya sabretmeye yorumlanır. Hz. Peygamberi gören kimse hasta ise, Allah ona şifa verir. Eğer Hac etmemiş bir kimse ise, Beytullah’ı tavaf eder. Eğer muharip olan bir kimse görürse, Allah o kimseye yardım eder. Eğer bela içinde bulunan bir kimse görse, Allah o belayı ondan defeder. Hz. Peygamberin vefat ettiğini görmek, kendi neslinden şerefli bir kimsenin vefatına yorumlanır. Eğer Hz. Peygamberin bir yerde cenazesini görse, orada büyük bir musibet olur. Kabrini ziyaret ettiğini gören kimse, büyük bir mala erişir. Bir kimse rüyada Hz. Peygamberin, kendisine dünya malından veya yiyecek ve içecek bir şey verdiğini görse, verilen şeyin şerefi nisbetince o kimsenin erişeceği bir hayra yorumlanır. Hz. Peygamberi harap bir yerde görürse, o yer Hz. Resu-lullah bereketiyle tamir edilir. Bir kimse Hz. Muham-med bir yerde ezan okuduğunu görse o yerde ucuzluk, bolluk çok olur. Eğer Hz. Muhammed bir yerde namaza durup namaz kıldığını görse, Müslümanların dağınık işlerinin toplanmasına yorumlanır. Hz. Muhammed haddinden fazla güzel olduğunu görmek bu rüya sahibinin çokça dindar olmasına yorumlanır. Rüyada Resulullah sakal-ı şeriflerinin siyah olduğunu ve beyazlık bulunmadığını gören kimse, sevinç ve büyük bir ucuzluğa kavuşur. Rüyada Resulullah sakalına aklık karıştığını görse, o kimsenin kuvvetli oluşuna ve düşmanına galip gelmesine yorumlanır. Bir kimse Hz. Peygamberi baş ve sakalını taradığı halde görse, rüya sahibinin üzüntü ve kederinin gitmesine yorumlanır. Resul-i Ekrem kendi mescit veya harem-i saadette veya maruf mekanında gören kimse, kuvvet, izzet ve yüceliğe erişir. Rüyada Resulullah kabrini gören kimse, zengin olur, hapisse kurtulur. Bir kimse rüyada kendisini Hz. Peygamberin arkası sıra yürüdüğünü görse, o kimse sünnete uyar. Bir kimse rüyada kendisinin yaptığı işlere Hz. Peygamberin baktığını görse, bunun yorumu Hz. Peygamberin o kimseye hanımının haklarına riayet etmesini emrettiğine yorumlanır. Bir kimsenin Muhammed mestlerini giydiğini görmesi, Hz. Peygamberin o kimseye Allah yolunda cihad yapması için emrettiğine yorumlanır. Peygamberimizin hutbe okuduğunu gören kimse, iyilikle emir ve kötülükten alıkoyar. Bir kimse Hz. Peygamberi uzun boylu bir delikanlı suretinde görse, insanlar içinde çıkacak fitne ve katle yorumlanır. Resul-i Ekremi yaşlı bir şekilde görse, insanların afiyette olmalarına yorumlanır. Hz. Peygamberin beyaz tenli olduğunu gören kimse, Allah tevbe eder. Güzel amel yapar ve yolunu düzeltir. Bir kimse rüyada Hz. Peygamberin kendisine kızdığını veya kendisiyle mücadele ettiğini veya sesini onun sesinden daha fazla yükselttiğini görse,bu rüya o kimsenin meydana getireceği bir kötülükle yorumlanır. Hz. Peygamberi öptüğünü gören kimse, Hz. Peygamberden rivayet edilen şeyde sebat etsin. Seyyid Süleyman Rüya Tabirleri Bu rüya, her bakımdan büyük hayır ve selamettir. Hz. Peygamberimiz, bir Hadis-i Şeriflerinde “Beni rüyada gören, ancak beni görür. Zira şeytan benim şeklime giremez.” buyurdular. O’nu rüyada görmek, zaferdir, şifadır, huzurdur. Rüya sahibi borçluysa, bunu eda eder. Fakirse, refaha çıkar. Zenginse, serveti artar. Peygamber Efendimiz görmek saadet ve emniyet habercisidir. Diyanet Rüya Tabirleri Rüyada Hz. Muhammed a, s.’in görülmesi her türlü dert ve sıkıntılardan kurtulmakla yorumlanır. Bir kimsenin rüyasında Hz. Peygamber görmesi ve O’nunla sohbet etmesi; o kimsenin doğru bir yolda olduğuna işaret kimsenin rüyasında Hz. Muhammed arkası dönük olarak yürürken görmesi; o kimsenin hayırlı bir yolculuk yapacağına, kişinin rüyasında aksine kendisine doğru geldiğini görmesi; o kimsenin yapacağı işten veya yolculuktan hayır göreceğine yorumlanır. Rüyanızda Hz. Muhammed ile bir sofrada yemek yediğinizi görmeniz; sizin cennet yemeklerinden yiyeceğinize, dünya nimetlerinizin de çoğalacağına ve O’nun şefaatine nail olacağınıza işaretle tabir olunur. Rüyanızda Hz. Muhammed ile bir deve üzerinde yolculuk yaptığınızı ve devenizin Hz. Peygamber devesinden her zaman geride kaldığını ve bir türlü de ona yetişemediğinizi görmeniz; sizin Hz. Peygamber arzusu hilafına hareket ettiğinize ve bu tutumunuzdan dolayı da tevbe etmeniz gerektiğine delalet eder. Bir kimsenin rüyasında Hz. Muhammed ile birlikte bir camide namaz kıldığını görmesi; o kimsenin dünya ve âhirette başına hiçbir musibetin gelmeyeceğine, işlerinin daima iyi gideceğine ve âhiret-teki makamının da cennet olacağına yorumlanır. Bir kimsenin rüyasında Hz. Muhammed ile yolculuk yaptığını görmesi; o kimsenin ibâdetlerinin kabul edildiğine, onunla bir yerde oturup sohbet ettiğini görmesi; o kimsenin eğer hasta ise şifa bulacağına, eğer tutuklu ise serbest kalacağına, eğer büyük bir günah işlemişse, tövbe ettiği takdirde, onun şefaatine nail olarak günah kirlerinden temizleneceğine, bir kimsenin rüyasında Hz. Muhammed kabrini ziyaret ettiğini görmesi; o kimsenin cennetle müjdelendiğine delalet eder. Bir kimsenin rüyasında Hz. Muhammed kabrinden kalkıp yürüdüğünü görmesi; o kimsenin âhiretinin selâmetine ve ecelinin yaklaştığına, kişinin rüyasında Hz. Muhammed kabrini içeriye girmeden dışarıdan ziyaret ettiğini görmesi; o kimsenin Hz. Muhammed şefaatine nail olmak için ibâdetlerine biraz daha özen göstermesi gerektiğine ve muhtaçlara da yardım yapması lazım geldiğine yorumlanır. Secdem Rüya Tabirleri Peygamberlerin sonuncusu, bizim peygamberimiz Hazret-i Muhammed Aleyhisselam’ı bilinen sıfatları üzere görmek O’nun hakikatini idrak etmeye, getirdiği şeriatın ruhunu kavramaya; Efendimiz Aleyhisselam’ı vasıflarından başka bir şekilde görmek O’nun misaliini idrak etmeye; O’nu görmek gam ve kederden so a sevinç ve sürura, borçulu olanın borcundan kurtulmasına, hapiste olanın buradan kurtulmasına, bir şeyden korkan kimsenin bundan kurtulmasına, sıkıntı ve kıtlık içinde olanın hayır ve nimetlerinin artmasına, zenginin servetinin bereketlenerek çoğalmasına, hastanın şifa bulmasına, düşmanı olanın yardım görmesine; Öncekilerin ve so akilerin Efendisi olan Peygamberimiz Efendimiz’i görmek iki dünya mutluluğuna, sonsuz rahmet ve mağfiretten istifadeye; şeref ve itibara, ilahi yardım ve ihsana, Efendimizin iltifatlarına yahut ikramlarına nail olmak faydalı ilimlerde ileri seviyeye ulaşmaya ve yüce hakikatlere yürekten teslim olmaya, Hz. Peygamber herhangi bir yerde vefat ettiğini görmek, o yıl içinde orada vefat etmeye delalet eder. “YA RABBİ, EĞER ŞU GÖRDÜĞÜM RÜYA HAYIR İSE HAYRINDA DAİM ŞER İSE HAYRA TEBDİL EYLE” RÜYA NEDİR İnsanların uyku sırasında gördükleri şeye veya şeylere rüya diyoruz. Arapça kökenli bir kelimeledir. Sözlük Anlamı,görünen şey demektir. Rüyanın türkçe karşılığı”Düş” tür. Ancak düş sözcüğü tam olarak rüya sözcüğünün anlamını karşılamaz. Rüya, daha geniş anlamlar ifade eder. Bunların neler olduğu ilerdeki satırlarımızda ele alacağız. Rüya görmeyen insan yoktur. Sadece uyandıktan sonra bazı insanlar rüyalarını hatırlamazlar. Bütün insanları ilgilendiren böyle bir konunun geniş ve tutarlı bir açıklamaya ihtiyacı vardır. Ne yazık ki mayeti itibariyle nesnel şeyler söyleme imkanı yoktur. Zira rüya, ruh gibi çok soyut bir olaydır. Düşünce ve akıl da soyut varlıklar olmalarına rağmen,rüya derecesinde hareketle düşünce ve akıl’ı kavramak, onları irdeleyip ortamaya koymak mümkündür. Ama aynı şeyi rüya için söylemek mümkün değildir. Rüyanın Özeti Rüyada hz muhammed ismini söylemek sağlık sorunları yaşayan bir akrabaya maddi ve manevi olarak yardımcı olunacağına, yakın çevresinden ve komşularından ilgi ve şefkat göreceğine, gözünü yolda bırakan kişilerin geleceğine, eksik bulduğu yönlerini geliştireceğine, dünyanın tüm güzelliklerinin ve nimetlerinin tadına varma şansına nail olacağına, ticaret dünyasında adının yayılacağına rivayet etmektedir. Rüyanın Geniş Tabiri Rüyada hz muhammed ismini söylemek sevdikleri ile güzel bir hayat geçirecek kadar bir zenginliğe ulaşacağına, araba ya da ev alma konusunda bazı adımlar atılacağına, huzursuzluk yaratan kişilerin hayattan uzaklaştırılacağına, mutlu günlerin yaşanacağına, kısa sürede büyük bir aşama kaydedileceğine, dünya malında önemli derecede bolluk yaşanacağına, sağlık sorunları yaşayan bir akrabaya maddi ve manevi olarak yardımcı olunacağına, sorunlarından çok yakın zaman içinde kurtularak herhangi bir sıkıntı çekmeyeceğine rivayet etmektedir. Rüya anlamına göre bir arkadaşının yardımına koşacağına, elinde bulunan mal mülkü sermaye olarak ortaya koyarak kendisi için hayırlı olacak bir iş kuracağına ve eline yüklü miktarda kazanç geçeceğine, yakın çevresinden ve komşularından ilgi ve şefkat göreceğine, karşısına çıkan aksiliklere, zorluklara, sıkıntılara ve sorunlara göğüs gereceğine, maddi ve manevi açıdan çok büyük kazanım ve sevinç yaşanılacağına, sıkıntılarından ve sorunlarından resmi bir kurum sayesinde alınacak bir yardımla kurtulacağına delalet ettiğine inanılır. Rüyada hz muhammed ismini söylemek eş, dost ya da akrabalardan biri ile birlikte kazançlı bir işe ortak olunacağına, büyük bir emek vererek ve çok büyük azim göstererek başarıya ulaşacağına, uğradığı zararın yakın bir zamanda telafi edileceğine, gözünü yolda bırakan kişilerin geleceğine, hayırlı fırsatlar yakalayacağına, daha sakin ve daha anlayışlı biri olacağına, işlerindeki verimin her geçen gün daha fazla artacağına delalet eder. Rüya yorumlayanlara göre kısa süre içinde hiç tahmin edemeyeceği kadar büyük bir mevkiye terfi edileceğine, çok iyi mevkilere gelmesinde kendisine bir basamak olacak bir işe başlanılacağına, uzun zamandan beri çok az kazanç getiren bir işin getirisini artacağına, verilen emeğin karşılığının tam olarak alınacağına, eksik bulduğu yönlerini geliştireceğine, gözyaşının dineceğine işaret eder. Rüyada hz muhammed ismini söylemek sağlıkla ilgili bir sorunun tedavi edileceğine, alınan hayır dualarıyla aile hayatında güzel şeyler yaşanacağına, dünyanın tüm güzelliklerinin ve nimetlerinin tadına varma şansına nail olacağına, kariyer edineceğine, olumsuz şekilde etkilendiği olayları unutmaya başlayacağına, hayatındaki kasırgaların ve fırtınaların dineceğine delalet ettiğine inanılır. Rüya yorumu kitabına göre parasal olarak çok büyük bir kazanç elde edileceğine, ticaret dünyasında adının yayılacağına, yüksek mevkilerde işlere gireceğine, geleceğinin parlak ve aydınlık olacağına, yaşadığı büyük üzüntülerden ferahlığa çıkacağına, yakalandığı ağır bir hastalığı yeneceğine yorulmaktadır. Genel anlamıyla Rüyada hz muhammed ismini görmek yaptığı çalışmalar sayesinde sorunlarından kurtulacağına, hayırlı bir kısmet ile dünyaevine girileceğine eğer evli ise eşinin kendisine daha fazla bağlanacağı gelişmeler yaşanacağına, kazanacağı özgüven ile çok hayırlı işlere gireceğine, hedeflerinin başarıya ulaşacağına, sorunların çabucak halledileceğine, eşler arasındaki aşkın ve sevginin günden güne artacağına işaret ettiği söylenir. Devamını Oku … Rüyada muhammet ismini söylemek keyifli, güzel ve rahat bir hayat sürüleceğine, ticaretinin de hızlanacağına, çok büyük girişimlerde bulunularak hem kazanç elde etmeye hem de işleri düzeltmeye çalışılacağına, bir sebeple işlerinin gitgide daha da kötü bir hal alacağına, karşısına kendine hayır getirecek temiz ve güzel kapıların açılacağına, yaşanacak kötü durumdan ötürü çok büyük bir üzüntü duyulacağına, çok iyi işlere imza atıp büyük miktarlarda para kazanacağına, huzurunun ve neşesinin yerinde olacağına delalet eder. Rüyada muhammet ismini söylemek gördüyseniz Size hiçbir katkısı olmayan konularla uğraşıyorsunuz. Rüyada muhammet ismini söylemek borçlarının çoğalacağına, uzaktan gelen çok büyük ve sevindirici bir haberden dolayı mutluluk gözyaşları döküleceğine işaret eder. Rüyada musa ismini görmek borçlarının kapanacağına, sağlığının ve neşesinin yerine geleceğine, bir sorun bitmeden üstüne diğerinin geleceğine, arkadaşlarından ve dostlarından yana sıkıntı alacağına rivayet eder. Rüyada musa ismi duymak girdiği sıkıntıların karşılığını alamayacağına ve daha büyük sıkıntılara gireceğine, iyi kalpli ve hayırlı insan sayısının da artacağına tabir olunur. Rüyada muhammet ismi duymak büyük mal ve mülk sahibi olunacağına, kişinin çocuk hasreti çekeceğine rivayet eder. Rüyada muhammet ismini koymak iyileşeceğine, psikolojik olarak toparlanacağına, çok daha büyük bir atılım yapılması amacı ile çok daha fazla ve daha verimli çalışmalara girileceğine delalet eder. Rüyada muhammet ismini duymak duaların boşa gideceğine, aksine hayatının daha da karmaşık bir hale geleceğine ve huzurunun bozulacağına rivayet eder. Rüyada muhammet ismini görmek ailesinden gördüklerinin çok daha fazlasını elde etmek istediği için çeşitli alanlarda kendisini yetiştireceğine, bir işe girdiği sırada ya da bir çalışmayı bitirirken bu kişinim engel olması ile karşılaşacağına ve bu yüzden bu kişi ile olan tüm diyaloğunu kopardığına ve artık farklı şekillerde bu kişiye cevap vereceğine inanılır. Rüyada mustafa isminde birini görmek ihtiyaçlarını kolaylıkla gidereceğine ve daha fazla maddi olanak sahibi olacağına, uzun zamandan beri yaşanan sıkıntılı ve üzüntülü durumların sona ereceğine inanılır. Hayırlı Paylaş, Hayırlı Çıksın Bu web sitesi, size en iyi deneyimi sunabilmek için çerezler kullanır. Daha fazla bilgi için Gizlilik Politikası Halvetiyiz biz erenler Nişansızlık nişanımız Soyumuz İbrâhim soyu Muhammed pirimiz bizim Ey aşıklar ey garipler Bu diyar hangi diyar Kerbeladir gam yüklüdür Kan gölüdür bu diyar Cemal yolu bulunur Allahı zikretmekle Resulullah bilinir Daim tevhit etmekle Aşık olan söz eylemez Aslına yalan söylemez Söz veripte geri dönmez Muhammede bak ibret al Söyledin özünde ara kendini Özünde gizlidir senin Muhammed Sözünde anlattın bize tevhidi Özünde gizlidir senin Muhammed Açılınca güller dalda Bülbüller ötüyor onda Hasan Hüseyinim gonca Kokulmuyor Muhammedsiz Cemalini seyredince Resulullah kim bilince Ehlibeyit söylenince Yanıyorum cemaline Güzel aşık cevrimizi Çekemezsin demedim mi Bu bir rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi Gel aşıklar gel arifler Gel Muhammedi bulalım Ey dost yolunda sadıklar Gel Muhammedi bulalım Previous Next Rüyada Hz Muhammed İsmini Söylemek Görmek Rüyada hz muhammed ismini söylemek görmek tabiri Rüyada hz muhammed ismini söylemek görmek daha sonra iş hayatı içinde çok zor işler ile karşılaşıldığında aranan kişi olacağına, çalışmaların, deneyim kazanacağına ve yaşama karşı daha güçlü, hayallerinin gerçekleşmesi için ettiği duaların kabul olacağına, mutluluk ve sevinç dolu olaylar yaşanacağına, rahat şekilde yaşayacağına, hayal ettiği şeylere göstereceği azim sayesinde kısa sürede ulaşacağına, tabir olur. Ayrıca rüyada hz muhammed ismini söylemek görmek çok mutlu ve huzurlu bir hayata kavuşacağına ancak bu durumların her zaman yavaş yavaş gerçekleşeceğine, sorunların altından kalkmak için çeşitli kararlar vereceğine, zarar ettiği ya da beklemeye aldığı işleri kısa süre içinde düzeltip kara geçireceğine, sorunlar karşısında sağduyulu davranarak karlı çıkacağına, daha iyi hizmet vermek için hizmet politikasını gözden geçireceğine, kendisini üzen şeylerin sona ereceğine, yorumlanır. bir sebeple hiç istemediği halde büyük sıkıntılar yaşayacağı bazı durumlara düşeceğine tabir edilir. kendini yaradana daha yakın hissederek delalet eder. işlerinin günden güne bozulacağına alamet eder. kanına da kan katacak olaylar yaşanacağına yorulur. Dini olarak rüyada hz muhammed ismini söylemek görmek tabiri Dini olarak rüyada hz muhammed ismini söylemek görmek çok iyi giden işlerin duracağına, zor günlerde insanlara yardım edeceğine, geleceği için kayda değer girişimlerde bulunacağına, içinde bulunduğu şartların iyileşeceğine, ancak yakın bir kişiden kaynaklanacak olan bir sorunun daha büyük bir baş ağrısı yaratacağına, sorumluluklarının ve yükümlülüklerinin artacağına, hastalanacağına, kaderinin yüzüne güleceğine ve herşeyin istediği yönde ilerlemeye başlayacağına, delalet eder. Psikolojik olarak rüyada hz muhammed ismini söylemek görmek yorumu Psikolojik olarak rüyada hz muhammed ismini söylemek görmek aydınlığa ve ferahlığa çıkacağına ve hep iyilik düşüneceğine, hayırlı kazanç kapılarının açılacağına, bir sebeple çok sıkıntılı bir dönem geçireceğine, kardeşiyle arasındaki sorunları çözeceğine, girilen işlerde çok büyük başarılar kazanılacağına, cevabın olumlu olması halinde çok istenen bir işe girileceğine eğer cevap olumsuz olursa yeni bir çalışmaya başlanacağına, hayırlı haberlere, KONULARDA RÜYA TABİRLERİ ESERLERİMİZ  SON EKLENENLER GÜNÜN AYETİ Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.BAKARA- 153 ÖZLÜ SÖZLER Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir. Adem "ben hata yaptım beni bağışla " dedi, İblis ise" beni sen azdırdın" dedi ya sen!... sen ne diyorsun? Edep, söz dinlemek ve gönle sahip olmaktır. Güzelliğin zekatı iffet ve edeptir. Hz. Ali Zeynel Abidin oğlu Muhammed Bakır'a "Ey oğul, fasıklarla cimrilerle yalancılarla sıla-i rahimi terk edenlerle arkadaşlık etme." diye buyurmuştur. Kemalatın bir ölçüsü de halden şikayet etmemektir. En güzel keramet gönlü masivadan arındırmaktır. Alem-i Berzah insanın kendisidir. Zahir ve batının karşılığı aşk-ı sübhandır. Mutaşabih ayetler ledünidir. Ölüm ve cehennem korkusu Hak'ka dost olmayanlar içindir. Şartlanmalardan ve önyargılardan arınmadan kimse masum olamaz. Uzlaşmak için bahane arayan düşman zıtlaşmak için bahane arayan dosttan daha iyidir. Baki hakikatler fani merkezli inşa edilemez. Her zorluğun çözümü sevgidir. Allah var gayrı yok sevgi var dert yok. Allah de ötesini bırak. Sorunları erteleyen ve örten değil çözüm üretip sorunları çözen olmalıyız. Kişinin irfanı kemalatı nispetinde şeytanı da nefsinin şiddetinde olur. Kötü huylardan kurtulmanın en keskin yolu ilahi aşka yanmaktır. Mücevherden sarraf olan anlar, başkası bilemez. Ne fark eder kör için elmas da bir, cam da bir. Eğer sana bakan kör ise sakın sen kendini cam sanma.Mevlana Kendini oldum ve doğru zannedenler kendileri gibi düşünmeyenlerden rahatsız olurlar. Eflatun'a dediler ki "Ne kadar çok çalışıyorsun". O da dedi ki "hayır ben sevdiğim işi yapıyorum" Allah kuluna sevdirdiği her işi kuluna kolaylaştırır. Kurtuluş hidayete tabi olanlar içindir. Selam olsun hidayete tabi olanlara. Tevhid-i Ef-al meratibi ihvanın kendi gerçeğine seyir haritasıdır. Kişi ilk önce kendisinin arifi olacak ki Rabbinin arifi olabilsin. İnanmak başka şey, teslim ve tabii olmak başka şeydir. Kalıcı dostluklar edinin. İhvan gibi yaşa, gerisine karışma. Mutlu insan başkalarının mutluluğu için yaşayandır. İslam dini istişare esaslıdır. Allah için affet, Allah için paylaş. İhvanlığını işine göre değil, işini ihvanlığına göre ayarlayacaksın. Kul, iradesini Allah’a teslim edendir. Hakk'ı hatırladığımız unuttuğumuzdan fazla olsun. "Olacağım" diyene engel yok, "olmayacağım" diyene bahane çok. Ben merkezli değil, biz merkezli olun. Dervişçe yaşamak, tevhitçe yaşamaktır. Yaptığınızı azimle yapın, hırs ile yapmayın. Kullukta devamlılık esastır. Önce emin insan olmalıyız. Derviş, halinden belli olmalıdır. Beşeriyet kemalâtın hammaddesidir. Mükemmeliyet istikamette daim olmaktır. İnsanın cismi arza, ruhaniyeti semaya mensuptur. Yaradılış farziyetimiz hakkı bilmektir. Hakk'ı tanımanın ön şartı Resulûllah’ı tanımaktır. İnsanın sırrında Allah’ın sonsuzluğu vardır. Kulluğa bahane yok değer üreteceksiniz. Şikayet, Mevla’ya hürmetsizliktir. Kulluk adına yapmadıklarımıza hiçbir bahane geçerli olmayacak. Bu âleme kavga için gelmedik. Telkin öncelikle bizim nefsimize olmalıdır. İnsan, Allah’ın sırrı Allah da insanın sırrıdır. Varlığımızın sebebi zuhuru, Cenab-ı Resulûllah’tır. Kullukta teslimiyet “Rağmen” olmalıdır. Kazası olmayan tek şey hayatımızdır. Sevgi dışındaki bütün hallerde zorluk vardır. Nefsinde mevsimi hazan olanın, gönül mevsimi bahar, Ahireti bayram olur. Hayat yaşamak, yaşamaksa sevmektir. En güzel keramet istikamet üzere olmaktır. Kişinin Rabbini tanıması için kendini tanıması lazım. Hakk’ı ancak Mirat-ı Muhammet’ten görebiliriz. İnsanı Hakk’ta sonsuzlaştıran ve yaşatan, sevgidir. Sevgi bütün yaratılanların varoluş mayasıdır. Sevgisiz olan her mekân ve mahâl mundardır. Sevgi Allah için yanmak ve olmaktır. Allah’ın ve Resulullah’ın sevgisi ile yanmayan gönül hamdır, ahlâttır. Hakikat ehlinin sermayesi aşk-ı sübhandır. Talepte kararlılık, kararlılıkta da sabır esastır. Sabır, sadrın genişliği kadardır. Sadır genişliği ise; kabulümüz, sevgimiz kadardır. Kamil insan demek;Bütün duygularda,düşüncede ruhta olgunlaşmış insan demektir., Dervişân, Mürşidinin eşiğinde sadık olduğu sürece, farkında olsa da olmasa da tekamül halindedir. Kim ki Allah’ı ciddiye almaz ise; Allah o kimseyi ciddiye almaz. Hakkı görmeyen gözler amadır. Gayret olmadan kişinin ulaşacağı hiçbir âliyet olamaz. Kendi gerçeğimize yol bulmak için arz üzerinde var olan bütün mevcudiyetten istifade edeceğiz. Bu fırsat âleminin bir tekrarı daha yoktur. Hiçbir oluşum kendi halinde, kendi başına müstakil değildir. İhvan isek bir iddianın sahibiyiz demektir. İhvanın kemâlâtı, olgunluğu, karşılaşmış olduğu olumsuz tecellilere verdiği tepkilerle ölçülür. Kişi muhatabı ve müdahili olmadığı hiçbir meselenin şahidi olamaz. Herkes kazanımlarını kayıplarını tespit etsin ki şuurlu bir hayat yaşayabilsin. Birebir uyarılar insanı daha çok uyandırır. Bütün canlılara dostça yakın olmalıyız. Tekâmül için her anı yeniden yaşamak , her anın yeniden talibi olmak zorundayız. Gayret etmeyen kişiden Kâmil insan olmaz. Ehl-i talip bu Kâinatın özelidir, özetidir. Kul, hizmeti kadardır. Kul, sevgisi kadardır, Kul hoş görebildiği kadardır. Kul feragat edebildiği kadardır. Kul paylaşabildiği kadardır. Ehl-i ihvan’ın sevgisi Rabbi’nin sevgisi, meşguliyeti Rabbi’nin meşguliyeti olmalıdır. Her an Rabbi ile meşgul olanın, muhatabı Rabbi olur. Güzel bakmalı, güzel konuşmalı, güzel dinlemeliyiz. Hayırları geciktirdiğimiz zaman şerre dönüşür. Şerleri geciktirdiğimiz zaman hayra dönüşür. İhvanın irşad olmasının ön şartı teslimiyattır. İlmen yâkinlik; bilmek ve kabul etmektir. İhvan telkin edileni yaşadıktan sonra Hakkel yâkina ulaşır. Kul, Rabbini ne kadar ciddiye alırsa, Rabbi’de onu o kadar ciddiye alır. Rahman’ın sevgilisi olmak gönlü cenab-ı Resulullah’a yönetmek ve tabi olmakla orantılıdır. İhvan, kendi özünde kâmil duruşa ulaşırsa, onda bir değil de nice esmanın açılımı, nice sıfatın inkişaf ve izhariyeti yaşanacaktır. Dünkü gibi konuşan, dünkü gibi anlayan, dünkü gibi yaşayanın anı ve akibeti hüsrandır. Ehli gönül olan, ,Resulullah’a ve Ehli Beyt’egönül veren Ehl-i İhvan’ın seyr-i sülüğü nefis merkezli akıl ile değil gönül merkezli akıl iledir. İhvan, hayırda ve şerde damlayı derya mesafesinde görecek kadar Rabbini önemseyen olmalıdır. Hakka vuslat, ancak aşk- sübhân ile olur. Aşığın, sevgisinin sancısıyla uykularının kaçması lazım ki, orada aşktan söz edilebilsin. Hayatla zıtlaşan değil hayatla uzlaşan olmalıyız. Eğer kişi yarışacaksa hayırda yarışsın selâmda, yarışsın, paylaşmada hoş görüde affetmede yarışsın. Kişi tercihinin neticesini yaşar. İnsan, sevebildiği kadar, değer üretebildiği kadar insandır. İhvan, arif olmalı ve gönlünü bütün olumsuzluklardan arındırmalıdır. Herkes yaptıklarının neticesini yaşayacak. Biz kulluğumuzu her gün yeniden yenilemeliyiz. Üstünlük ancak takva ile sevgi iledir. Allah hiçbir zaman abes ile iştigal etmez. Her işte bizim için hikmet ve hayır vardır. Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır. Herkesin şeytanı, Cebrail’i, Mikail’i, İsrafil’i ve Azrail’i kendisiyle beraberdir. Ehl-i ihvan demek arif olan, Hakk'a eren demektir. Sevginin tezahürü ibadettir. Eğer inanıyor, iman ediyor, seviyorsanız, yap denileni yapacak ve aksatmayacaksınız. Sevenin ne gecesi ne gündüzü ne yorgunluğu ne bahanesi ne de mazereti olur. Karşılaştığımız zorlukların tamamı tekâmül için ikrarımızı ispat içindir. Bu âlem teşbih, tespit, tenzih, takdis ve şahadet âlemidir. İnsanın Hak katında kadri, kıymeti sevgisi kadardır. İnsan, yaşadığı zorluklar aşabildiği engeller kadar insandır. Hiç zorluk, acı çekmeden, uğraş ve çaba sarf etmeden kimsenin başarıya ulaştığı görülmemiştir. Hepimiz Allah’ın Resulûllah’ın ve Ehlibeyt’in aşkından muhabbetinden istifade edip Hakk’ta bakileşebilecek yetilere sahibiz. İnsan, asliyeti kendisine unutturulmuş varlıktır. Müsemmâ ehli olan için, isimler değişşe de asliyet değişmez. Hiçbir güzelliği kendimize mal etmeden, bütün güzellikleri Rabbimizden bilmeliyiz. Herkesin imtihanı iddiası kadar olur. Yani iddiası büyük olanın, imtihanı da büyük olur. Kâinat, insan için, insana hizmet için halk edilmiştir. Hayatın tamamı, kulluğun ve dostluğun talimidir. Kişi bilgisinde değil yaşantısında kâmil insan olur. Bizim yaşadıklarımız; tercihlerimizin, taleplerimizin ve dualarımızın neticesidir. Mezheplerin farklı olması, dünya iklimlerinin, ırkların ve kültürlerin farklı olmasındandır. İrfan mekteplerinin temelde aynı, detaylarda farklı farklı olması insanların, meşreplerinin farklı farklı olmasındandır. Kimi takva ile kimi zikrullah ile, kimi hizmet ile, kimi de ibadet ile Hak rızasına ulaşmak ve kâmil insan olmak arzusundadır. Din adına zıtlaşmalar, taraflaşmalar ve tefrikalar çıkarmak Rahman’ın ve Kuran’ın reddettiği duruşlardır. Elin eksiğiyle uğraşan, kendi eksiğini hiçbir zaman göremez. Biz bu âleme eksik tespit zabıtalığına gönderilmedik. Âşık; mâşûkunu hususiyetle geceleyin, en çok yalnızlık halindeyken düşünür. Geceleri ve seher vakti çok özeldir. Dostluğun ilk şartı sevmektir. Fakat çıkarsız beklentisiz sevmektir. Dost olmak, dostun her türlü yüküne katlanmaktır. Bizim için yaşamak bir gündür, o da bugündür. Kulluk adına yapmamız gereken ne varsa sabırla ve ihlâsla yapmalıyız. Hak katında gıdalanmanın birinci esası, âdab-ı Muhammediye ve hakıkati Mahmudiye ile kıyam durmaktır. Biz eyvallah tacını, sensin’ tacını başımızdan, hiçlik hırkasını da eğnimizden hiçbir zaman çıkartmayacağız. Bir damlanın hiçliğe ulaşması, onun deryaya düşmesiyle olur. Bize ulaşan her tecellinin, Mevlâ'dan olduğunun bilincinde olalım ve rıza gösterelim. Sakın tecellilerden kahreden, kederlenen olmayalım. Tecellilerden şikayetçi olmak, kulun Rabbine olan saygısızlığıdır. İhvan, hangi tecelli içinde olursa olsun, mutlaka güzel düşünmeli ve güzel değerlendirmelidir. Edep ve âdap dışında nefes almayalım. Biz, Cenâb-ı Resûlullah’ın vitrini olmalıyız. Bütün nimetler ve âliyetler, gayret ve hizmet iledir. Biz hangi hali yaşıyorsak bizim için hayırdır ve hikmetlidir. Hikmete tabi olanlar hikmet ehli olurlar. "Senin için Ya Rabbi" zevkiyle hayatı yaşayalım. Huzur, ancak tevhid ile aşk ile sevgi ile Allah’a ve Resûlun’e yönelmek iledir. Güzel ahlâk ve sevgi insanlığın omurgasıdır. Her gününü son gün, her namazını son namaz, her muhabbetini son muhabbet gibi kabul eden kişinin yaşantısı Ehl-i ihvanca olur. Büyük laf etmemeye sahibi olalım. Ehl-i Beyt olmak, hem nesebi hem de mezhebidir. Ehl-i Beyt, Kur’an’ın ete kemiğe bürünmüş halidir. Yaptığımız her şey kulluğumuzu ispat edercesine olmalıdır. Halkı memnun etmek için Hakk'ı incitmeyelim. Kemalat, hissedilen ilk nefesten son nefese kadar sadece Allah ve Resûl’u için say ve gayret etmektir. Tevhid-i Ef-al hakikatin zübdesi, tevhidin nüvesidir. Kullukta edebi olmayanın Hak’ta izzet bulması mümkün olamaz. Hikmetleri seyretmenin tek şartı, tecellilere karşı sabırlı olmaktır. Kişi yaşamış olduğu imtihanları aşabildiği kadar tekâmül etmiş olur. Aslında bize zor gelen tecelliler, bizim için ikramdır. Kulluğun esasında yap denileni yapıp sonucuna da razı olmak vardır. Bütün kâinat, kişinin kendi hakikatine misaldir. Öncelediğimiz Allah ve Resûl’u olmalı. Ertelediğimiz ise nefsimizin arzu ve istekleri olmalıdır.. Dervişi tekâmül ettirecek olan iştiyakı, kendine olan telkini, ve gayretindeki kararlılığıdır. Her günü yaşamak, her günü diğer günden farklı bir alana taşımak için biz bugünün talebesiyiz. Hatasını kabul edip hatasından dönen kul hayırlı kuldur. Hedefi olmayanın istikameti de olmaz. İhvan ne dünle ne de yarınla zaman kaybedecek sadece anını ve gününü değerlendirecek. İhvanlık, halde örnek olmaktır. Aile yaşantımızla, tecellilere olan tepkilerimizle, kişilerle olan ünsiyetimizle, her halimizle hele hele de ibadete olan düşkünlüğümüzle fark edilmeliyiz. Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, Hak katında şerefli olamaz. İbadet etmenin hoşnutluğunu yaşarken bu hoşnutluğu, ibadet etmeyenlere karşı bir üstünlük saymadan fail Allah'tır zevkiyle yaşamalıyız. Kıyas, şeytani sıfatlardandır. Karşımızda gördüğümüz eksikliği önce kendimizde tetkik etmeliyiz. Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrine mürşitsiz yol bulamaz. Baki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak Hak’ta ölüp Hak’ta dirilmektir. Hayata ders veren değil de hayattan ders alan talip olmalıyız. Anlayan ve öğrenen olmalıyız. Anladığını genişleten, hayatına uyarlayan olmalıyız. Tasavvuf önce şeriat-ı Muhammediye ile hakikat-ı Mahmûdiye ile hikmetler talim edilir. Bir meselenin görevlisi olmak ayrı şeydir, gönüllüsü olmak ayrı şeydir. Ehl-i ihvanla konuşularak halledilmeyecek hiçbir mesele olmamalıdır. Hak dostları bir araya geldikleri zaman bakışmaları bile muhabbettir. İhvanlığın dört ana esası vardır; ihlas, şecaat, cesaret ve cömertliktir. Hayatın tamamında, her adımda, her bir nefeste; bir tuzak, bir imtihan vardır. Gönül, Rahman ile coşarsa; kişi karşılaştığı her türlü tecelliye sabır ve tefekkür ile mukavemet gösterir. İhvan, ne Dünya ne de ahiret beklentisi olmaksızın kulluğunu fi-sebilillah yaşamalıdır. Kur’ân'ı öğrenmeye, okumaya, okutmaya, anlamaya ve yaşamaya çalışalım. İslam, yap denileni yapmak; yapma denilenden uzak durmaktır. Kulluğunu yarına erteleyenin Allah sevgisi yeterli değildir. Tekâmül etmek için sürekli gayret halinde olmalıyız. İnsana olan sevgisizlik Allah’a olan sevgisizliktir. Allah’a vuslat ancak Aşk-ı sübhan ile olur. Hak’ta bâki olabilmek için kayıtsız şartsız teslim olmalıyız. Dilimizde zikrullah ile gönlümüzde her daim muhabbetullah ile inşa olmaya çalışmalıyız. Şeriatın ihlâl olduğu yerde hakikat olmaz. Her türlü tecelliden istifade edecek kadar arif,hiçbir zorluktan yılmayacak kadar da dirayetli olalım. Arif olan baktığı her zerreden, karşılaştığı her tecelliden kendisine istikamet arar. Ehl-i ihvan hatasında ve günahında ısrar etmeyen ve tövbesinde aceleci davranandır. Âşık maşukundan gelen cefalardan haz duymazsa gerçek aşık olamaz. Kendisindeki gayrilikten arınan insan için dışarıda ve içeride gayri olan hiçbir şey kalmaz. Kişinin samimiyeti, sadakati ve sevgisi ona istikamet verir. Bizden istenilen öncelikle safiyet, samimiyet ve sadakattir. Ehl-i ihvan öyle bir kristalize olacak, safiyet kazanacak, kendi benliğinden öyle bir sıyrılıp latifleşecek, şeffaflaşacak, kendine ait bir renk zan düşünce ve duygu kalmayacak ki Allah’ın boyasıyla boyansın yani Resûlullah’ın haliyle hallenmiş olsun. Gayret, kulluğun esasıdır. Biz bildiklerimizle amel edelim. Bilmediklerimiz, bize bildirilecektir. Her Ehl-i ihvan bulunduğu cemiyette fark edilmelidir. Bizim sabrımıza, bize kötülük yapanların şahitlik etmesi lazım. Asli maksadımız, nefsimizi ve Rabbimizi tanımaktır. Gayret etmeyen kişiden kâmil insan olmaz. İhvan, kendi hakikatine seyri sülük ederken hem dünyasını hem de ukbâsını saadete erdirmiş olur. Muhabbetimiz Resûlullah’ın ve Ehl-i Beyt’in muhabbeti, davamız Hak davası olsun. Eğer insan Rahman’ın aynası olacaksa yansıtıcılığının çok net,arı ve duru olması lazımdır. Eğer bir olumsuzlukla, zorlukla karşılaşıyorsak, bu bizim olumsuzluluğumuzdandır. Arz ve semada her ne olursa insan ile ilişkilidir. Sözümüzün ilk müşterisi kendi kulağımız olmalıdır. İslâm şahitlik ile başlar, şuhut ile yaşanır. Ve yine şahitlik ile kemal bulur. Hangi başarı vardır ki uğraşsız gayretsiz ve gönülsüz zuhura gelsin. Aşığın ölümü Hakk’ta vuslat, sonsuzluğa uyanmak ve sonsuzluğu yaşamak olur. Artık etrafımızla ve kendimizle olan kavgamızı bitirip, sevgiyle nefes almanın gayretinde olmalıyız. Kişinin kararlılığı tecellilere gösterdiği mukavemeti kadardır. Aşık hep maşukundan söz etsinler, hep ondan konuşsunlar ister; zaten gayrı şeyler aşığı rahatsız eder. Kişi mutmain olmadıkça kulluğunda, dostluğunda hep hüsrandadır. Cemal aşıkları için gayri olan her şey haramdır. Zikrin esası namazdır, muhabbetullahdır. İhvan, hayatın tamamında Rahman’ın iradesi altında yaşamaya dikkat ve özen göstermelidir. Her şeye rağmen seveceğiz Her şeye rağmen hizmette gayretli olacağız Kulluk, içinde Rabbi'nden başkasını bulundurmayan, gayrilerden boşalmış hiçlik makamıdır. Hayatın ve kulluğun emanetçisi olduğumuzu, bu emaneti taşımamız ve ehline teslim etmemiz gerektiğini hatırdan çıkartmamalıyız. Hayatı hep Hakkça yaşamanın gayretinde olmalıyız. Hayat, bizi kullukta belirli bir kıvama taşımak içindir. Kendine gafil olan, Allah’a arif olamaz. Her varlık Hakk'tandır ve Hak ile kaimdir. Bütün masivalardan arınmak, “ölmezden önce ölmek” Hak’ta ebed olmak; olağanüstü bir azim ve gayret ister. Kişinin kararlılığı, cesareti, azmi ve sevgisi bir arada tekmil olursa; kişinin önünde aşamayacağı engel ve mâni olmaz. Talibin âli ve en yüce değerlere ulaşabilmesi, Allah ve Resûlu’ne olan muhabbeti, sevgisi ile orantılıdır. Hedefimiz ve gayemiz, bugün tevhid noktasında Allah’ı Resulullah’ı ve Ehl-i Beyt’i dünden daha farklı idrak etmek ve yaşamaktır. Tevhid adına bize yapılan teklifatın tamamını yaşamak, bizi kendimize döndürmek ve kendi hakikatimizle tanıştırmak içindir. Tevhid meratiplerindeki yaşam talimlerinin tamamı, bizi kendi ruh derinliğimizdeki iç potansiyelimizden istifade ettirmek adınadır. İhvanın bilip, yapmak isteyip de yapamamasının sebebi kendisinde yetersiz olan kararlılığı, gayreti ve talebidir. Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, mükerrem ve münevver olamaz. Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrinde mürşitsiz yol kat edemez. Kulluk adına yaşanılacak ne kadar âli değerler varsa, bunların tamamı ancak mürşid-i kâmilin nezaretinde ve refakatinde yaşanılabilir. Bâki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak, Hakk’ta ölüp Hakk’ta dirilmektir. Yaşadığımız ne tür olumsuzluk olursa olsun, bizim hedefimize olan iştiyâkımızı arttırmalıdır. Her türlü olumluluk ve olumsuzluktan istifade eden olalım. Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır. İhvan, kendisini yargılayan, kendisini öz eleştiriye açık tutan ve kendini kemâle taşıyan olmalıdır. İhvan, ancak telkin edilen hikmetli sözleri, hadisleri ve ayetleri yaşantısına uyarlayarak gayretinde istikamet bulabilir. Kim hidayeti dilerse hidayete ulaşacak; kim hidayete ulaşmak istemezse Rahmân da ona hidayet etmeyecek. İnancı olmayanın istikameti olmaz. İnsan-ı asli Allah’ın aynasıdır. Nurun olduğu yerde zulüm, dinin olduğu yerde kin, sevginin olduğu yerde nefret olmaz. Ehl-i ihvan demek arif olan gerçeklere eren demektir. Herkes tercihinden yönelişinden meyil ve rızasından sorumludur. Nimete ulaşmak için mutlaka hizmete talip olmalıyız. İhvan düşünmekle, keşfetmekle ve gayret ile kemâlat bulur. “Rabbim” diyen için zaten zorluk yoktur. Hedefi olmayanın istikameti de olmaz. İslam, aslen teslim olmak ve selamet bulmaktır. NAMAZ VAKİTLERİ

rüyada hz muhammed ismini söylemek