Gelen bir şey katmaz artık bana, giden de hiçbir şey eksiltmez. Gel ya da gelme sevgili, artık benim için hiç fark etmez. En mutlu gününde yanında yoksa onunlayken bile onsuzluğu yaşıyorsan bil ki terk edilmişsindir yalnızlığı yaşıyorsun ama bilmeden. Gelme çocuk!
-Bükçe'de “Hiçbir şey yok.” demek ";Çok şey var, benimle ilgilen.” demek oluyor, o zaman. -Evet. Biz erkekler “Bir şey yok.” diyorsak ya gerçekten bir şey yoktur, sadece başımızı dinlemek istiyoruzdur ya da bir sey vardır ama; “Şu anda konuşacak bir şey yok.” diyoruzdur. Her ikisinde de konuşmak istemiyoruzdur.
ErkekTavlası Nasıl Oynanır. Tavlada iki zar ve otuz adet pul var. Tavla tahtasına bakacak olursanız da, toplam 24 hane olduğunu göreceksiniz. (Hane, uzun ince bir üçgene benzeyen kısımlar için kullanılan tabir.) Tahtanın oturuş pozisyonunuza göre sağ alt yanı, sizin “eviniz” sayılıyor.
Öharfiyle başlayan erkek bebek isimleri nelerdir? Anlamları nelerdir? Erkek bebek isimleri ararken zorlanıyorsanız bebek.com size yardımcı oluyor.
Ama tek bir şey var ki insanlar yaşamak için bir şeylere inanmak zorundalar. İnandığın şey sana yarın gözlerini açman için bir sebep olur yaşayabilmek için bir dayanak. Hiçbir şeye inancı kalmamış bir insan yaşayamaz. İnsana inandığı şeyler bazen mutluluk bazen de mutsuzluk getirir.
dU0P5. ben değişiyorum amk yine olmuyor. hayatına gerçek bir kadın alamamış erkektir. bir erkek için değişmeyecek kadınla mutlu mesut yaşayacak erkektir. değişir. doğru yoldadır. hiçbir kadın kazanamayacağı savaşa bekar altı ayda aptal bir virüs neleri değiştirdi yahu hayatımız değişti,alışkanlıklar değişti,ortamlar değişti o yüzden büyük konuşmayın derim ben size değişmez. kadınlar kocaları değişir umuduyla onlarla evlenir. ben bu odundan bir şeyler çıkarırım diye düşünür ama boşa. erkekler odun gelir odun gider. erkekler de karıları hiç değişmesin, hep genç, güzel, heyecanlı, neşeli kalsın ister fakat kadınlar değişir yaşlandıkça daha ciddi, daha akıllı, daha soğuk kanlı olurlar. evet güzellikleri zamanla azalır. notodun ınsan değişmez, gelişir. sen gelişmeyi değişmek zannedersen, aynı sikko şeyleri yapıp değişemem abi yhaa modunda takılırsan sevdigin kadın veya erkek de gelişebilen biriyle takılır sonra bütün geceler sigara alkol. değişen birşey var mı? al var bomonti. açık sözlü erkektir. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
Anneannesi de aldatılan, kendisi de üç ilişkisinde ihanete uğrayan kadın, 'Birini derinden seviyorsanız telepatik bir bağ oluşuyor. Aldatıldığınızı hissediyorsunuz' diyorErkeklerin kadınlarla ilgili bilmediği şeylerden biri, altıncı hislerinin kuvvetli olduğudur. Belki de bunu bilseler aldatmaz, onları derinden yaralayan, neredeyse ölümden de kötü gördükleri 'bir şey'le yaşamak zorunda bırakmazlardı. Gazeteci Şeyma N'nin duygularına sansür koymadan anlattıkları da aslında kadınların sezgilerinin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Şeyma N. anneannesinin de aldatıldığını söylerken, "Bu sanki kuşaktan kuşağa aktarılan bir miras gibi" diyor. Yarı yaşında bir kadınla aldatıldığını öğrenen Şeyma N. rekabet etmeyi aklından geçirmemiş, arkasını dönüp gitmiş...Evliyken mi aldatıldınız yoksa birlikteliğiniz sırasında mı?Evliyken de aldatıldım, birliktekilerim sırasında da... Eskiden bu durumu çok sorun eder, sorunun benden kaynaklandığını düşünürdüm. Bir kız arkadaşıma neden aldatıldığımı sorduğumda, "Çok anaçsın, ondandır" demişti. Bir erkek arkadaşım ise "Senden az mı kazanıyor?" diye sormuştu. Herkesin yaklaşımı farklı. Şimdi çok doğal karşılıyorum başıma gelenleri. Sadece benim başıma gelmiyor ki... Sanki kuşaktan kuşağa aktarılan bir miras bu. Anneannem de çok aldatılmış, ama o boşanmamış. Evliliğimde birçok kez aldatılmışım ama bunu boşandıktan sonra öğrendim. Boşandıktan sonraki süreçte iki ilişkimde de aldatıldım, ama bunları hemen hissettim. Diyebilirsiniz ki, evliliğinde aldatıldığınızı nasıl hissetmediniz? Bence tüm kadınlar aldatıldıklarını hissederler, ama eğer iç ve dış koşulları uygun değilse hissizleşirler. Fazla kurcalamazlar. 10 yıllık evliliğimi üç hafta içinde bitirdim, aslında ayrılmayı kafanıza koymuşsanız kimse sizi arkadaşınızla nasıl tanıştınız?Boşandıktan sekiz yıl sonra, yani ben henüz 42 yaşındayken karşılaştık. O benim ilk erkek arkadaşımdı. Çocukluk aşkı demek daha doğru. 20 yıl sonra karşılaştık. Karısından yeni ayrılmıştı, küçük bir oğlu vardı, benim de bir kızım. Karısı ve oğlu boşandıktan sonra İzmir'e yerleşmişlerdi. Benim eski sevgilim ise İstanbul'da yalnız yaşıyordu. Evliliği kötü gitmişti. Tabii, onun yalancısıyım. Eski albümlerini gösterdi. Karısı güzel ve akıllı bir kadına benziyordu. Fotoğraflarda da mutlu görünüyorlardı... Benim sevgilinin alkol sorunu vardı. Yıllar önce onu terk ettikten sonra ağır bir bunalıma girdiğini ve içkiye başladığını, uzun süre hiçbir kadınla ilişki yaşamadığını anlattı daha ilk rastlaşmamızda... "Senin yüzünden" diyerek beni suçladı. Bugün bulunduğum yerden onun insanları suçlayarak üste çıkan biri olduğunu düşünüyorum. Ama yıllar sonra eski sevgiliyi bulmanın heyecanıyla ben görmem gereken hiçbir şeyi görememişim, daha doğrusu görmemeyi sevgiliyle yeni ilişki olmazKural bir, eski sevgiliyle yeniden sağlıklı bir ilişki kurmak zordur. Kural iki, yeni boşanmış ya da boşanma arifesinde bir adamla -hele hele bu adam suçu sürekli karısında buluyorsa- birliktelik insanın kendisini ateşe atması demektir. Kural üç, alkole düşkün bir adam içkiyi sizden çok sever. Kural dört, annesiyle ilişkisi kötü erkekler kadınlara düşmandır, günün birinde anneye duydukları öfkenin acısını sizden çıkarırlar. Yıllar önce ben akıllı bir genç kız iken, sevgilimden annesinin yüzünden ayrılmıştım. Kadın resmen ruh hastasıydı ve bizi kıskanıyordu. Beni herkesin içinde nasıl bir ilişkiniz vardı?Sevgilim ressamdı. Bir tablosunu satar birkaç ay yatardı. En büyük sorun benim aradan geçen yılları hiç yaşanmamış varsaymamdı. Kaç kez bana onun gerçek halini görmediğimi ve bir hayaleti sevdiğimi söylemiştir. Bana, kafamdaki adamı sevdiğimi söylüyordu. Ben ise gerçeği kabul etmedim. Aslında iyi anlaşırdık. İkimiz de gülmeyi çok severdik. Ancak o içmeye başladığında değişiyor, çok konuşuyor ve agresifleşiyordu. Kimseyi beğenmiyor, herkesi çekiştiriyordu. Adını duyuramamış olmak onda kompleks yaratmıştı. İçkiliyken bana hiç fiziksel şiddet uygulamadı, ancak sözleriyle ilk aylarında az içiyordu, daha doğrusu çok içtiğini benden gizliyordu. Çok geçmeden onun sıkı bir alkol bağımlısı olduğunu fark ettim. Ama fark etmek yetmiyor! Ben de onun bağımlısı olmuştum, onun sevgisinin. Onu görmeden yapamıyor, sanki onsuz nefes ilşkilerini biliyor muydunuz?Hayatıyla ilgili her şeyi anlatmıştır. Ben de anlatırdım, ama anlatmam gerektiği kadarını. Erkeklere hayatınızı detaylarıyla anlatmamalısınız, bu da bir anneanne kuralıdır. Mutlaka sizi merak etmeliler. Gizemli kadın olmak çok şüphelendiniz?Eğer bir insanı derinden seviyorsanız onunla aranızda telepatik bir bağ vardır, ona dair her şeyi mutlaka hissedersiniz. Sezgileriniz güçlenir. Aynı evde oturmuyorduk. Haftada birkaç gece ancak bir arada olabiliyorduk. Ben onun evine giderdim. O da bizim eve yemeğe gelirdi, bir ya da iki kez kalmıştır. Küçük bir çocuğunuz varsa öncelik çocuğunuzundur. Benim için kızım her şeyden önemlidir. Sevgilimle aynı evde oturmak istemedim. Evlenmeyi aklımdan geçirmedim. Eğer içki problemi olmasa belki düşünürdüm. Kızıma kötü bir örnek olacağını düşündüm. Ben aldatıldığımı öğrenmedim, bildim. Bir iş gezisi nedeniyle bir hafta yurtdışına gitmiştim. Dönüşte beni karşılamadı. Telefonda sesi soğuktu. Üç gün kadar görüşemedik. Beni evine davet etmedi. Ben de kafaya takmadım. Hiç unutmam bir pazar sabahı birden içime bir sıkıntı geldi, boğulacak gibi oldum. Kızımı evde tek başına bırakıp kendimi deniz kenarına zor attım. İçime durduk yerde ölme isteği yerleşmişti. Hemen telefona sarıldım, sesi neşeli geliyordu. Sesimin neden kötü olduğunu sordu söylemedim. Çok huzursuzdum. Ertesi gün iş çıkışı evine mı yani?Araştırmam öyle. Hafiye miyim? Bana dokunduğu an dokunuşunda bir soğukluk hissettim. Sarılışı eskisi gibi değildi. "Sen biriyle misin?" dedim. Şaşırdı, afalladı... Önce itiraz ederek saçmaladığımı söyledi. Zaten hep kıskançlığımdan şikâyet ederdi. "Paranoyaksın" dedi. "Gözümün içine bak" diye ısrar edince ağzındaki fermuar açıldı. Çünkü yalan söylemeyi hiç beceremez. Çocuk gibidir. 'Rakibim' genç bir kızmış, üniversitede okuyormuş. Bir arkadaşı tanıştırmış. İlk görüşte âşık olmuş. Çok güzel siyah gözleri varmış.'Öteki kadın'ı merak ettiniz...Merak ettim tabii. Yaşını öğrenince merakım bitti. Adam o tarihte 46 yaşında, kız ise 22. Her şey ortada. Erkekler genellikle genç kızlara meraklılar. "40'ını geçmiş bir kadın olarak yarı yaşımda bir kızla rekabet edecek halim yok herhalde" dedim. Dediğine göre benim kadar güzel değilmiş. "Bana hayranlıkla bakıyor, sen hiç öyle bakmadın" deyince içim bir tuhaf oldu. Onunla telefonda açık saçık mesajlaşıyormuş. Benimle böyle şeyler yaşamamış. "Ben deli miyim? Tüm telefon konuşmaları, mesajlar gün geliyor deşifre oluyor" dedim. Gazeteciyim, dostum da var, düşmanım da... Dediklerimin hiçbirini anlamadı tabii...Aranızda nasıl bir diyalog geçti?Tatsız diyaloglar. Bağırış çağırış, kavga olmadı hiç. Ama çok ağladım. Bunun bir hormonal mesele olduğunu söyledi. Birkaç ayda bu hormon etkisiz hale gelirmiş, nasıl olsa bu aşk bitecekmiş vs. vs... Abuklamalar... O gün evini terk edip gitmedim. Zaten gidecek halim yoktu. Elim ayağım boşalmıştı. Kanepeye uzandım, üzerime battaniye istedim. "Sen evden git, bir süre gözüme gözükme" dedim. Söz dinledi, uzun süre de gelmedi. Ben de olan biteni nasıl hazmedeceğimi düşündüm. Bahar ayıydı, ama ben kış soğuğu varmış gibi titriyordum. Epey bir ağladım. Geç bir saatte eve geldi. Mutfağa girdi, çay yaptı, bana yiyecek bir şeyler hazırladı. Dişlerimin zangırdamasından o da ben de korkmuştuk. Sinirden olmalı geçmiyordu. Bana sarıldı, sakinleştirmeye sandöviçi yedim, çayını içtim. "Ne yapacağız şimdi?" diye sordum. Gerçekten o da perişan görünüyordu, Benden ayrılmak istemiyordu. Ne güzel! Ben de ondan ayrılmak istemiyordum. Ama ortada bir başka kadın vardı. Ne yapacaktık, onu öldürecek miydik? Sakinimdir, onu konuşturmayı ve aklından geçeni öğrenmeyi başardım. Ne yardan vazgeçiyordu, ne de serden. "Yok öyle şey. Bu ilişkiye biraz ara veririz. Senin aşk bitince oturur, yeniden konuşuruz. Ama o zamana kadar benim duygularım ne yönde değişir bilemem" deyince başladı ağlamaya. Sesim buz gibi soğuktu. "Ben ne halt ettim? Ben sana bunu nasıl yaparım?" diye sızlanıyordu. Şımarık bir çocuktu. Hem kamyon istiyordu, hem de aldatıldığınızı düşündünüz mü hiç, sorguladınız mı kendinizi?Evet düşündüm. Terk edilmekten korkarsanız eninde sonunda terk edilirsiniz. Aldatılmaktan korkarsanız aldatılırsınız. Terk edilme, sevilmeme korkusu çocukluğumdan kalma bir korku olmalı, bilinçaltıma gömülü.. Eğer ilk karşılaşmamızda, kafası çalışan, sağlıklı bir kadın olsaydım eski sevgiliyle yeniden olmaya cesaret etmezdim. Sonra alkol sorununun başıma iş açacağını düşünmem gerekirdi. Sonuçta anneyim, başıma kötü bir olay da gelebilirdi. "Özür dilerim, âşık oldum. Ondan kendimi kaybettim. Şuursuzca yaşadım" deme lüksüne sahip değilim ki...Ayrıldınız mı, yoksa aldatılmaya rağmen ilişkiniz sürdü mü?Hemen bitirmek o kadar kolay değil. Aldatıldığımı öğrendiğim gece sevgilimin evinde kaldım. Birlikte aynı yatağı paylaştık. O gece son gecemizdi, bunu ikimiz de biliyorduk. Benimle beraber olmak istedi, karşı çıkmadım. Ama taş gibi bir bedene dokunmak ona da iyi gelmedi. Çok üzüldü, "Ben sana ne yaptım?" diye kendisini suçladı durdu. O gece ikimiz de sabahı zor ettik. Sabah hiçbir şey olmamış gibi kahvaltı ettik. Olanlar hakkında hiç konuşmadık. Ayrılırken birbirimize sarıldık, "Bu seni son görüşüm, bunu biliyorum" diye ağladı. Ben de ağladım.'Erkekler pamuk gibidir'Çok acı çektiniz mi?Çekmez olur muyum? O gün evden çıkarken arkama dönüp bakamadım. Eğer baksaydım, kesin geri dönerdim. Ona karşı zaafım vardı... Onun o yumuşak bakışları, en kızgın zamanımda bile içimi eritirdi. O gün ve sonraki günler ölmek istedim. İki hafta kadar geceleri uzun uzun telefonda konuştuk. Birkaç ay terapiye giderek, ilişkimizi ve kendimi sorguladım. Ayrıldıktan bir ay kadar sonra bir gece telefon ederek o kızla ilişkisini bitirdiğini, yaptıklarına çok pişman olduğunu söyledi. Ben de "Birbirimizi seviyoruz, ama bizim bir daha birlikte olmamız mümkün değil" dedim. Bu son suçladınız mı hiç?Suçlamak faydasız. Psikoloğum çok can alıcı bir soru sordu "Neden beraber olduğun erkeklerin hep anneleriyle sorunu var?" Çünkü ben de çocukken annem tarafından yeterince sevilmemiştim. İiçimdeki çocuk bana benzer birini arıyordu neden aldatıyor?O kadar çok sebebi var ki... Beni aldatan üç erkek oldu. Üçü de kendisiyle ve dünyayla barışık değildi. Anne ve babalarıyla sorunları vardı. Üçü de meslekte yüksek egoları nedeniyle başarılı olamamışlardı. Kazançları benden yüksek değildi. Üçü de kırılgan ve hassastı. Erkekler maço görünüşlerine karşın pamuk gibidirler. Eğer huylarına giderseniz çok iyi bir muhabbetiniz olur. Bunun için 'kadın' olmanız lazım. Ben de tıpkı karşıma çıkan erkekler gibi, yetişkin olmayı beceremediğimden sağlıklı ilişkiler kadın ne yapmalı?Kadından kadına değişir. Kimi bağırır çağırır ama kalır, kimi hiçbir şey demeden çekip gider... Biz kadınlar, eğer aldatılmışsak mutlaka ayrılmamız gerekiyor sanıyoruz. Belki de gerekmiyor. Evli bir arkadaşım aldatıldı, ama önemsemedi. "Seviyorum, dönmesini bekleyeceğim" dedi. Dönmedi ama o hâlâ bekliyor. Demek başka ruh tecavüze uğramaktan bile daha beter Aldatılan kadının yaşadıklarıyla işkenceye maruz kalan birinin yaşadıkları aynı! Evlilik ve Aile Terapisti Psikiyatrist Dr. Rukiye Hayran'ın, aldatılan kadınların neler yaşadığı sorusuna verdiği yanıt bunu ortaya bir kadın neler yaşıyor?Ağır bir kazaya maruz kalmış, tecavüze uğramış gibi bir şok yaşıyor... Aldatılan bir kadın, "15 yaşındayken tecavüze uğramıştım, ama hiçbir şey bu aldatmayla kıyaslanamaz. O kadar acıtıcı ki... Çünkü bana tecavüz eden kişi, tanımadığım biriydi. Fakat şimdi beni aldatan kişi bana en yakın olan kişi, yani hayat arkadaşım. Anlamakta çok zorlanıyorum" diyordu. Başka bir kadın, "Kocamın beni aldattığını öğrendiğimde ona karşı özel duygular beslemeyi durdurdum. Kendime, dünyaya, her şeye karşı güvenimi yitirdim" diye anlatmış. Düşünün, birisiyle 20 yıl berabersiniz. O kişi, hayatınızda size en yakın olduğuna inandığınız biri. Aldatılmayla aldığınız darbe size, "Ben neyin üstüne basıyorum?" dedirtiyor. İnsanın yaşantısındaki en ağır, en şok edici duygulardan biri aldatılmak. O yüzden bazı insanlar aldatıldıklarını öğrendiklerinde karşısındakini öldürebiliyor. Örneğin geçenlerde aldatıldığını öğrenen bir kadın kocasının penisini güvenlik duygusunu, aidiyet duygusunu sarsan bir şey. Geçmişte olup bitenlerle ilgili, "Acaba bunlar bir yalan mıydı?" diye düşünüyorsunuz. "Her şeyi birbirimize adamıştık", "Her şey bu kadar kırılgan mı?" düşünceleri oluyor. Aldatılan kadının kendine, eşine ve dünyaya bakışı bir anda değişiyor. "Ben neredeyim?", "Şimdi ne olacak? Ben bu dünyada mı yaşıyorum? Bu kadar zamandır üstüne oturduğum değerler ne olacak?" gibi sorular sorulur. Ayrıca aldatılma, kişinin kendine olan güveniyle ilgili düşüncelerinin temelden sarsılmasıyla ilgili. Depremde gördük ki aslında ayağımızın altındaki dünya bile sandığım kadar sağlam değil. İnsan hayatında önemli bir duygu var Temel güven duygusu. Bu duygu, ilk bir yaşta kazanılır. Aldatılmayla bu temel güven duygusu sarsılır. Aldatılan kişi dünyadaki adaleti sorgular. İnanılmaz bir haksızlığa uğramış olma duygusu yaşar. "Ben bunu hak edecek ne yaptım?" diye kendi kendine sorar. Kendini sorgular, suçlar... Bana danışan kadınlardan biri, kocasının bir yıldır depresyonda olduğunu düşünüp ona destek olmaya çalışmıştı. Ama sonra eşinin bir yıldan fazla süredir başka biriyle ilişki yaşadığını öğrenmişti. Bana yazdığı mektupta, "Öğrendiğim zaman kendimi aşağılanmış, hissettim. Herhalde ilişkide kendime o kadar güvensizim ki gözüm hiçbir şey görmemiş. Yalnız kalmak mı, tercih edilmemek mi, beklenmedik bir olay mı, geleçek korkusu mu?" demişti. Aldatılan çoğu kadın bu tarz benzer şeyler aldatıldıklarını genelde anlıyorlar değil mi?Birçok kadın bunu bir şekilde fark eder, algılar, ama karşıdaki insana ifade etmekte zorlanır. Psikolojik bir savunma olarak doğabilecek sonuçlardan korktuğu için aldatılmayı görmezden gelir. Kadın, bunu açıkça, bilerek yapmaz. Bu, bilinçdışı, otomatik olarak meydana gelir. Kimi insan için yalnız kalma korkusu vardır. Kadınlar, eğer aldatılma görünür hale gelirse yalnız kalacaklarına inanırlar. Terk edilecek, rezil olacak, aşağılanacaktır. Çoğuna , 'aldatılan kadın' etiketi yapıştırılır. Erkeğin yaptığı şey nedeniyle kadının ödediği ağır bir bedel haline gelir aldatılma. O yüzden kol kırılır ve yen içinde kalır. Sorun halının altına süpürülür. Kadının kendine olan güven kaybı da son derece hassas bir konu. Zaten kadınlar kendine güvensiz yetiştiriliyor. Çok önemli noktalardaki kadınlar bile eşleri tarafından terk edildiklerinde değersiz, kendine güvensiz bir hale geliyor. Dışardan bakıldığında son derece hayran olunacak konumda, vakur, iş hayatında başarılı olan pek çok kadın için bile terk edilmek çok ağır bir darbe. Kimi kadınların, aldatılma neticesinde dinî inançları dahi sarsılıyor ve kendilerine, "Allah'ım bunu bana nasıl reva gördün?" YAŞAR / Radikal
"sen bir şey söylemeden gidersin değil mi? hemde öyle bir gidersin ki bırak yaşamayı insanın nefes alması bile yarım o kadar bir şey söylemeden gidersin milyonlarca şey söylenir. " şeklinde bir sahnesi vardı incir reçelinin, akla bu sahneyi getirir. -senden sıkıldım -daha iyisini buldum -bağlanamıyorum ben -bi ilişkiye hazır değilmişimaslında seninle hazır değil diyemeyen den sevgili tipi. oysa hiç gitmeyecek gibi gelenlerdir böyleleri. saygısız insan tipidir. uzak durulmalıdır. bakın hayatta herşey olabilir, sevgilinize olan sevginiz bitebilir, soğuyabilirsiniz, belki başkasına tutulabilirsiniz, onu artık istemezsiniz.. bunların hiçbiri yüzünden tutup da kimseye şerefsiz diyemeyiz. zira hislerimiz ellerimizde olsa belki birbirimizi hiç sevmeyeceğiz. sizi severken neyin etkisindeysek, soğurken de onun etkisi... severken sövmüyoruz da.. neyse. olabilir gerçekten. ha burada emek vermek, sabretmek, çabalamak konuları tartışılabilir ama oralara girmeye gerek yok. i̇llaki, sonuç olarak gitmeye karar verdiyseniz diyoruz. olayın buradan sonraki kısmı önemli. eğer bu hisler yüzünden görüşmek istemiyorsan artık, karşındakine bir açıklama yapmak zorundasın. beraber hayaller kurduğun, kısa-uzun bir dönem paylaştığın, bir şekilde sana içini açan, belki iyi gelen bir insana bir açıklama yapmak zorundasınız. bu herşeyden önce bir saygıdır. yapılması gerekendir. yaşadıklarınıza olan saygıya ve en önemlisi o insanın hatırına, ona duyduğunuz saygıya yaraşan budur. aksi saygısızlıktır. illaki detay vermek zorunda değilsiniz. sadece bitmesini istiyorum deyin, olmuyor deyin, gerçeği söyleyin öyle gidin amk. birşey söylemeden gitmek ne menem birşeydir ne saçmalıktır. bir sabah uyanıyorsun ve gece mesajlaşarak uyuduğun sevgilin yok. ya da süreçle, önce soğuk davranıyor yavaş yavaş uzaklaşıyor ve bir gün yok. insanların aklıyla ve duygularıyla böyle oynamak olmaz. insanlar kendilerini sorgulamak zorunda kalmamalılar. eğer ondan kaynaklanan bir sebepse onu da söyleyin amk. ama kimseyi bir açıklama yapmadan terk etmeyin. korkaksınız çünkü. saygısızsınız. dün asla gitmeyecekmiş gibi konuşup bugün giderken bir açıklama yapmamak neyin kafası amk? ergen misiniz? insan içine karışmayın madem, kendi buhranlarınızın dehlizlerinde kalın öyle. kimseyi çekmeyin. yay burcu olma olasılığı yüksektir. 1 haftalık ergen ilişkisi sonrasında çekip giden ama sonrasında 4 buçuk yıldır çıktığım hayatımın aşkını bulunca iyi ki de gitmiş dediğim insandır.. bkz gidene üzülmem gelene sevindiğim kadar egosu tavan yapan özgüvenli gerizekalıdır boşta kalınca dönmeye çalışan ve ortaya çıktığında neden gittiği açıklansın istendiğinde "bilmiyorum,basiretim bağlanmış. galiba bana büyü yaptılar." diyen bir idiottur. hayatın kişiye oynadığı koca bir eşek şakasıdır bu tipler. filin götüne kadar yolu vardır. söyleceği şeyleri önceden defalarca söylediği için, giderken söylenecek bir sözü kalmamıştır. söyleyecek sözü, belki de konuşmaya yüzü olmayan sevgilidir. muhatabını muallakta bırakır uykusuz gecelere sebep olur gülümsemeyi unutturur ne var ki insan zihni boşlukları sevmiyor. bir şekilde dolduruyorsunuz o boşluğu o'nun söylemediği ama söylemesi olası cümlelerle. bu cümleler asla mutlu eden cinsten de olmuyor ne yazık ki. gerçekten sevmemiştir. bir arkadaşımın vardı böyle bir sevgilisi. kız aylarca kafayı yedi, niye ayrıldıklarına dair, adam tek kelime etmedi bu konuda, aynı şirkettesin üstelik. her gün görüyorsun birbirini. çok zaman geçti üzerinden, şimdi ikisi de evlendiler başkalarıyla ama arkadaşım hala o adamın ona bir açıklama borçlu olduğuna inanır, hala aynı şirkette, aynı kattadırlar beraber. zor. aslinda boyle yaparak cok sey soylemis olan sevgilidir. aradığını bulamamış, ne istediğini bilemiyor, aklı karışık olmasından mütevellit gidiyor olabilir hatta ortada sebep yokken durduk yere çat diye de gidebilir, insan çözülmesi mümkün olmayan bir şekil sonuçta. ancak tüm alt metinlerde "sizi sevmemiş, sevememiş" olması yatar. azalan bir ilgi ivmesi ile adım adım uzaklaşmak yerine aniden gitmesi daha kolay atlatılabilir ve katlanılabilirdir. en güzel sevgili modelidir,bir şeyler deyip gitse de değişen bir şey arz etmeyecektir...
sessizliğe boğulan konuşmamak üzere susar ne sesinizi duyar ne de ses verir. sonsuzluğa uğurlamanızı bekler onu, ya da hiçbir şey beklemez. sadece gitmek istiyordur, diyecek tek kelime bile bulamamıştır. gidiyorum bile diyemicek kadar güçsüz ya da hiçbir şey demeye gerek duymayacak kadar güçlüdür. siz bozmazsanız asla bozulmayacak bir sessizlik bırakır arkasında. susmak ne zormuş sevgili, sen her şeyi başarabildiğin gibi bunu da başarabiliyorsun. marcel proust'un -hak verilecek- yorumundan payını alacak terk etmiş sevgilidir. "insan terk ederken bir sebep gösterir. bunu söyler. karşısındakine cevap hakkı tanır. öyle durup dururken gidilmez. yok, çocukluk bu." kimi türk filmci yaklaşımlara ve duygusal arabesk ve hatta hayatın tüm çilesini çekmiş genç ve orta yaşlı insanlara göre aslında 'çok şey söylemiş sevgilidir o' diye söylenebilir ama aslında bir şey demeden siktirip gitmiştir...büyük ihtimal suçludur,ya da karşıdaki suçludur..durduk yere niye gitsin amk adamı şimdi, adamı meraklandırıyorsunuz. edit bu gün çok küfür ediyorum mazur görün,hiç bir şey demeden çekip giden bir sevgiliye sahibim lanet olsun. daha önce hiçbir şey demeden giden sevgililerin sevgilisi olmuştur. bu yüzdendir ki, artık ayrılık öncesi üzen, kafa yoran diyaloglara girmek istemez. ayrıldık mı biz şimdi durumlarına girebilir karşıdaki... en iyisidir. susmak çok şey anlatır bilen sevgilidir. duymasa da arkasından söylenecek üç kelime.. allah belanı versin'dir. hiçbir şey demeden gelen sevgiliden daha çok sevilendir. yeri bir türlü doldurulamayan, belki de doldurulamayacak olandır. sevgilisine saygısı olmayan sevgilidir. bi ihtimalde söyleyecekleri tükenmiştir. karşısındaki nato kafa nato mermerse çözümü sessiz sedasız çekip gitmek de bulmuştur. yine de haksızlık etme, 'ben seni sevmiştim de olmüyür' falan de öyle çek git. bir gram can yakmayandır. koskoca 1 yıl geçirmişiz ve hiçbir şey demeden çekip gitmekte sakınca görmemiş ise, ben mi onu düşüneceğim? onun bana olmayabilir ama benim kendime bir saygım var ve, bu saygısızlığı yapan insanı o günden beri düşünmüyorum, gidişi ve yokluğu bir gram canımı yakmadı, yakmıyor, aşk, sevgi dilenecek kadar düşmedik çok şükür. daha mantığımı köreltmedi ne aşk ne de başka bir duygu. hiçbir şey demeden gittin ama, bana bir soraydın "son bir lafın var mı" diye. siktir git demicem, bilirsin ne kadar naif olduğumu. sadece senin için duadır bi nevi, allah tam gönlüne göre verir inşallah. şöyle cüzdanı da kalın olsun ki tam sana layık olsun. hadi şimdi siktirgit. ne söylerse söylesin bir işe yaramayacağını bilen sevgilidir. içinden çok şey geçer ama ne çare, konuşup daha da üzüleceğine susup çekip gitmeyi tercih eder..
Haberler > Hiçbir Şey İçin Çok Geç Olmasın... Ölüm Döşeğindeki İnsanlardan Geride Kalanlara Bir Hayat Değerinde Tavsiyeler - 0915 Onlar hayatlarının belki de son dakikasını yaşıyorlar, ancak hâlâ yaşadıkları her anı değerli kılmaya gayret ediyorlar. Ölüm döşeğindeki insanların geride kalanlara bıraktığı ve hayatın kendisi kadar değerli tavsiyelere kulak vermeye ne dersiniz? 1. İnanın. 'İnanç, insan hayatı için çok önemlidir. Size yaşamak için bir amaç ve güzel şeylerin olacağına dair umut verir. İnanın. Ben insanlara ve diğer her şeye olan inancımı kaybedeli çok oldu ve bu bana mutsuzluktan başka bir şey getirmedi.' 2. Yol gösterin. 'Bazı insanlar hayattaki yollarını kaybedebilir ve doğru yolu bulabilmek için başkalarının yardımına ihtiyaç duyarlar. Onlara kendilerini yeniden keşfetmeleri için yardım edin. Yaşamak için gerekli olan o tutkuya yeniden kavuşmalarını sağlayın. Birinin rüyasını gerçekleştirmesinde pay sahibi olmak, sizin hayatınızı da anlamlı kılacaktır. Benim hayatımın dönüm noktalarından biri, kuzenimin alkol bağımlısı bir arkadaşına yardım etmekti. Onun şimdiki halini gördükçe içim mutlulukla doluyor.' 3. Bir hayat yaratın. 'Anne baba olmak, şu hayatta size verilebilecek en güzel hediyedir. Onun yaşayabileceği güzel bir dünya kurmak için çabalarken kendinizin de en iyi haline ulaşacaksınız. Yaşı ilerlemiş ve başarıya ulaşmış arkadaşlarımın çoğu, çocuk sahibi olmamanın pişmanlığını yaşıyor. Ne yazık ki iş işten geçtikten sonra bunun farkına varabildiler. Siz aynı yanılgıya düşmeyin.' 4. Bir yabancının gününü güzelleştirin. 'Yalnız başına oturan ve gözleri uzaklara dalan birinin gününü güzelleştirin, mesela haberi olmadan o kişiye bir kahve ısmarlayın. Böyle bir şeyi neden yapalım ki diye düşündüğünüzü duyar gibiyim. Sebebini söyleyeyim, o kişi muhtemelen kötü bir gün geçiriyor ve başına güzel şeylerin gelebileceğine inanmaya ihtiyacı var. Siz, kimsenin onu umursamadığını düşündüğü bir anda bir yabancının bile onu düşünebileceğini gösterecek ve ona umut olacaksınız. Bilmem anlatabildim mi?' 5. Hasta insanları mutlu edin. 'Örneğin, ağır bir hastalıkla mücadele eden ve morale ihtiyacı olan birilerine çiçek götürün. Bir arkadaşım, kanser tedavisi gören hastalara her hafta sonu çiçek götürüyor ve onların dertlerini dinliyordu. Bana duygusal anlamda yıpratıcı bir süreç gibi geldiği için arkadaşıma bunu yaparken zorlanıp zorlanmadığını sormuştum. O da oradaki insanların ölebileceğini ve onları mutlu etmek istediğini söylemişti. Ayrıca onları öyle görmek, sağlığına dikkat etmesi için ona büyük bir ders olmuş. Siz de aynısını yapabilirsiniz.' 6. Başkalarına yardım etmek için çalışın ve onlara bir amaç verin. 'Ben boş zamanlarımda parasal sıkıntılar yüzünden okulunu yarıda bırakmış kişilere ders veriyordum. Benimle birlikte çalışan üç arkadaşım daha vardı. Toplam 13 kişiye ders verdik ve o insanların her biri bizim sayemizde hayallerine bir adım daha yaklaştılar. Bunun hayatımı anlamlı kılan en büyük şeylerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Siz de deneyin.' 7. Okumak istediğiniz kitapların bir listesini yapın. 'Benim okumak istediğim o kadar çok kitap var ki sanki kaç yıl yaşarsam yaşayayım hepsini okumaya zamanım yetmeyecekmiş gibi hissediyorum. Keşfetmek istediğim farklı dünyaları ve öğrenmek istediğim bütün o şeyleri her gün anımsayayım diye bir liste hazırlayıp duvarıma astım. Böylece okuduklarımın üzerini çizip yepyeni maceralara dalabiliyorum. Bu liste işinin oldukça faydalı olduğunu söyleyebilirim.' 8. Evsiz birine ayakkabı alın. 'Belki bu söylediğim size garip gelecek ama ben her zaman ayakkabıları çok sevmişimdir. Evde bin bir çeşit ayakkabım var ve çoğunu giymiyorum bile. Ancak ben böyle bir lüks içindeyken ne yazık ki ayağına giyecek ayakkabı bulamayan insanlar var. Belki böyle birine hediye edeceğiniz bir çift ayakkabı ile onun hayata olan kırgınlığını yok edebilir ve hala umut edecek şeylerin olduğuna inandırabilirsiniz.' 9. Arkanızda bir miras bırakın. 'Benim hayalim başka insanlara ilham verecek bir şeyleri arkamda bırakmaktı. Tabii siz daha küçük bir hayalle de başlayabilirsiniz. Yine de mirasınız sizden sonra tek bir kişiye bile etki etmişse amacınıza ulaşmışsınız demektir.' 10. Size yol göstermesi için bir ilham kaynağı bulun. 'Bu bir kişi ya da bir nesne olabilir. Eğer bir kişiyi ve onun yaşadıklarını kendinize örnek almışsanız ve o kişi sizi tanımıyorsa mutlaka tanışmaya çalışın. Kahramanınızı kendi gözlerinizle görmekten daha mutluluk verici bir şey olabilir mi?' 11. Topluluk önünde konuşun. 'Ben çocukluğumdan beri hep başka insanlara örnek olmak istemiştim. Bu hayalimi de bir seminer vererek gerçekleştirdim. O insanların yüzündeki aydınlık gülümsemeyi görmek ve onlara ilham vermek, benim için inanılmaz bir tecrübeydi. Ölmeden önce vermek istediğim mesajı başkalarıyla paylaşmış olmak, benim için eşi benzeri bulunmaz bir andı.' 12. Sevdiklerinize zaman ayırın. 'Onları bir daha göremeyeceğimiz bir an gelecek ve biz bilinçsiz bir şekilde adım adım o ana doğru yaklaşıyoruz. Her şey için çok geç olmadan önce, sevdiklerinize zaman ayırın ve onlara ne kadar çok değer verdiğinizi gösterin. Babam ölmeden önce keşke onunla daha çok vakit geçirseydim diye düşünüp duruyorum. Benimle aynı pişmanlığı yaşamanızı istemem. O yüzden elinizi çabuk tutmaya bakın.' 13. Hayatınızda büyük izler bırakmış insanlara bir mektup yazın. 'Ben zorlu bir çocukluk dönemi geçirdim, boşanmış bir ailenin çocuğu olmak beni tam bir asiye döndürmüştü. Hayatımı yoluna sokabilmem çok zamanımı aldı ve bu süreçte beni etkileyen birkaç kişi oldu. O insanlar sayesinde şu an olduğum kişiyim ve benim hayatımı olumlu yönde etkilediklerini onlara söylemek istiyorum. Bu yüzden her birine bir mektup yazıp hayatımı nasıl değiştirdiklerinden bahsettim. Bir teşekkür edemeden ölseydim, bu benim en büyük pişmanlığım olurdu.' 14. Yağmurda dans edin. 'Ben hayatım boyunca hiç dans etmedim, doğrusu nasıl dans edeceğimi de bilmem. Ama üç yıl önce keşke bilseydim diye hayıflandığım bir an yaşadım. İş çıkışı bir parkta yürüyordum, birden bire yağmur bastırınca bir ağacın altına sığındım. Birkaç metre uzağımdaki genç bir çift, telefondan neşeli bir şarkı açıp yağmur altında dans etmeye başladı. Onları seyrederken hayatı nasıl da ıskaladığımı düşündüm. O an, benim için büyük bir uyanış oldu. Artık yaşadığım her anın tadını çıkarmaya çalışıyorum.' 15. Kimseyle küs kalmayın. 'En yakın arkadaşımı bir trafik kazasında kaybettim, kaza yapmadan önce büyük bir kavga etmiştik ve aramız açıktı. Kazadan sonra birbirimizi son gördüğümüz anın o kavga olduğunu hatırlamak beni çok üzdü. Uzun bir süre böyle ayrılmamızın pişmanlığını yaşadım. O yüzden affedici olun ve sevdiğiniz insanlarla küs kalmayın. Hayatın ne zaman sona ereceğini bilemezsiniz.' 16. Aşık olun, mutlu olun. 'Mutlu olmaya bakın ve bu mutluluğu aşık olduğunuz insanla paylaşın. Ben hayatımın aşkıyla evlendim ve ömrümün her bir saniyesi benim için dolu dolu geçti. Bana ilham veren ve rüyalarımı gerçekleştirmem için beni destekleyen biriyle birlikte olmak, bugüne kadar verdiğim en doğru karardı. Eğer siz de doğru kişiyle birlikteyseniz, emin olun yaşadığınız her an sizin için daha kıymetli olacaktır. Bırakın da insanlar sizin için 'Sonsuza dek mutlu yaşadı.' diyebilsinler.'
hiçbir şey demeden giden erkek